Table of Contents

Kadın voleybolundan başka övünecek neyimiz kaldı?

Atatürk'ün kızları mı? Mevlana'nın kızları mı?

Bizim en kötümüz onların en iyisinden daha iyidir. –Atatürk

  1. Çocukluğumdan beri sorulur: "Japon mucizesini biz neden başaramadık?"
  2. Cevap net: Cumhuriyet'in fabrika ayarlarını terk ettiğimiz için.
  3. İkinci dünya savaşı bittiğinde Japonya enkaz halinde bir ülkeydi.
  4. Türkiye savaşa girmediği için daha iyi durumdaydı.
  5. Ondan sonra Japonlar yükselişe geçtiler, biz ise bugünkü enkaza dönüştürdük ülkemizi.
  6. Japonya'nın onlarca dünya markası varken, Toyota, Sony, Nintendo, Honda, Panasonic, Uniqlo, Canon, Nissan, Casio, Shiseido vs. vs. bizim sadece tek bir dünya markamız var: Filenin Sultanları.
  7. Ülke olarak ezikliğimizin ve gururlanmak için kadın voleybolundan medet ummamızın acı ama gerçek sebebi dünya markalarımızın olmayışıdır.
  8. Dünya karşısında övünülecek hiçbir başarımız olmadığı için kadın voleybolunu dünyanın en önemli meselesi yapıp bu kadar abartmamızın sebebi budur.
  9. Japonya'ya üstün gelebileceğimiz tek bir konu var o da kadın voleybolu. Bir ülke için ne kadar acıklı bir durum, değil mi?
  10. Kadın voleyboluna olan aşkımız diğer ülkeler karşısında derin aşağılık kompleksimizi yüzümüze vuruyor.
  11. İşte bu sebepten kadın voleybolu üzerinden vatan millet sakarya edebiyatı yaparak gururumuzu okşamaya çalışıyoruz.
  12. Japonya karşısında aldığımız galibiyet Japonyada spor sayfalarında Sumo ve Beyzbol haberlerinden sonra küçük bir spor haberi olarak yer alırken Türkiye'de gazeteler ilk sayfada büyük puntolarla veriyor dev zaferimizi: "ATATÜRK'ÜN KIZLARI JAPONYAYI DEVİRDİ". "BÜTÜN DÜNYA BİZİ KONUŞUYOR". [1]
  13. Nasıl bir ezikliktir bu! Millet olarak övünülücek hiçbir gerçek başarısı olmayan bir milletin kadın voleybolundan "milli gurur" çıkarma çabasıdır bu.
  14. Ne milli gururu?
  15. Milli gurur Japonlarda var, Türklerde değil. (Hadi genellemeyelim, alınanlar olabilir, "Voleybol Federasyonumuz milli gurur denen şeyden nasibini almamış" diyelim)
  16. Bizde hamaset var ama milli gurur yok. Japonların voleybol anlayışına bakın bir de bizim voleybol anlayışımıza:
  17. Japonlar kısa boylu bir millet. Japon takımı bizim millilere göre 9 cm daha kısaydı. Voleybolda bu önemli bir fark.
  18. Peki Japonlar işin kolayına kaçıp "biz kısa boyluyuz alalım iki uzun devşirme oyuncu boyumuzu uzatalım" mı demişler? Hayır. Adamlarda milli gurur var. Hem milli gurur var hem de yaptığı işi doğru yapma bilinci ve gururu var.
  19. Japonlar kendi milli takımlarına Japonya'da doğup büyümemiş bir oyuncu almayı Japonyayı aşağılamak olarak görüyorlar. "Biz neysek oyuz Japonlar olarak yapabileceğimizin en iyisini yapmaya çalışırız" diyorlar. Buna milli gurur denir. Federasyonumuza duyurulur. Yani Japonlar, Atatürk'ün "bizim en kötümüz onların en iyisinden daha iyidir" sözünü bizden daha iyi özümsemişler. Bu söz teknik bir değerlendirme değil, bir tanım. "Kendinize güvenin" diyor Atatürk çünkü "bizim en kötümüz onların en iyisinden daha iyidir." Bu sözü anlamış bir federasyon başka ülkelerden smaçör aramaya çıkmaz. Şark kurnazlığı yapıp hazır oyuncu getirp kendi insanını aşağılamaz.
  20. Japonlar duygusal hamaset ve kolaycılık peşinde koşmuyorlar, bu kadar dünya markasını kolaycılıkla geliştirmemişler, adamlar akıllarını kullanmışlar ve Japon karakterine uygun olan bir oyun tarzı geliştirelim demişler ve defansif bir oyun stili geliştirmişler. Yere yakın enerjik bir defans yapıyorlar. Kısa olmalarına rağmen Japonları yenmek çok zor.
  21. Defansla turnuva kazanıyorlar veya kazanamıyorlar ama bizim gibi milli gururlarını turnuva kazanmak için satmamışlar. Kolaya kaçıp iki yabancı uzun devşirmemişler.
  22. Sadece Japonya değil, bu seneki VNL turnuvasında büyük takımlar arasında yabancı oyuncu kullanan tek takım bizim takım. Bunu yazarken ben utandım yaa! Tek uyanık bizim federasyon. Günü kurtarmayı ve yapay olarak boyu uzatmayı tercih eden tek federasyon bizim federasyon. Kendi genç kızlarını aşağılamayı seçen tek federasyon bizim federasyon. Gerçekten sormadan edemeyeceğim, böyle bir şey yapmaktan utanmadınız mı? Karşınızdaki saf milli takımı sizin çakma milli takımla yendiğiniz için utanmadınız mı? Hadi böyle bir halt yediniz peki elin kızını "halis Türk kızı" diye pazarlayacak kadar mı alçaldınız?
  23. Ey bizim federasyon! Japonya'nın karşısına iki yabancı oyuncuyla çıkmaktan utanmadınız mı? Adını doğru koyalım "devşirme" oyuncu başka bir ülkenin alt yapısından yetişmiş yabancı bir oyuncudur. Karşınızda şerefiyle oynayan hepsi Japonya'da doğup büyümüş kızlar var, sizde ise iki yabancı devşirme var. Onlar Japon milli takımı, bizimki ise Türk, Küba, Dominik karması. Ben olsam Japonlar'dan özür dilerdim.
  24. Turnuvadaki diğer bütün takımlar "kazanalım kaybedelim ama kendi kızlarımızla oynayalım" demişler. Zaten kendi kızlarınızla oynamayacaksanız işin zevki nerede kalır? Milli gurur nerede kalır?
  25. Eskiden Avrupa kupalarına giden futbol takımlarımız beş yiyip dönerlerdi. Eğer bir gol atabilmişsek ona da "şeref gölü" derdik. Futbol tarihimiz şerefli mağlubiyetlerle doludur. Voleybolda ise artık tam tersi oluyor. Şerefsiz galibiyetlerle övünür olduk. Kimse alınmasın, şerefli mağlubiyet varsa şerefsiz galibiyet de vardır.
  26. Eğer doğma büyeme altı Japon oyuncuyla oynayan bir takıma karşı iki yabancı ile çıkıyorsanız Japonlarınki şerefli mağlubiyet sizinki ise utanç verici bir galibiyet olur.
  27. Övündüğünüz şeye bak ya! Bu kadar mı eziksiniz? Vargasların Kıssalların Türklükle, Atatürk ilkeleriyle, ne ilgisi var? VNL'in iki devşirme oyuncuya izin veriyor olması hiçbir şey değiştirmiyor. [2] Zaten kural dışı bir şey yapıyorsunuz demiyoruz sadece Türk kızlarını aşağılayan, ülkeyi aşağılayan ve kısa vadede kendinizi başarılı göstermeyi amaçlayan bir şekilde yabancıları takıma monte edip takımın kimyasını bozuyorsunuz diyoruz. Ama sonra çıkıp "biz altyapıya çok önem veriyoruz" diyorsunuz. Öyle olsaydı yabancıların yerine alt yapıdan yetişen Türk kızlarını oynatırdınız.
  28. Federasyon alt yapıdan üst düzey voleybolcu çıkartamıyor ama propaganda işinde son derece başarılı. Vargas'a "ben Türk kızıyım" dedirtiyorlar ve bütün problem çözülmüş oluyor. Sosyal medyada devşirmeleri parlatıyorlar, yani takımdaki doğma büyüme çok değerli oyuncuları bile aşağılıyorlar. Bu işte bir gariplik var.
  29. Sosyal medyada trollerinizin yaptığı parlatma işleri Türk voleyboluna yaptığınız kötülüğü gizleyemez. Kendi döneminizde kolay yoldan turnuva kazanmak için kendi milletinizi aşağılıyorsunuz.
  30. Türkiyede doğmuş büyümüş ve voleybolcu olmak isteyen kızların hakkını yiyorsunuz. Sadece hakkını yemek değil onları aşağılıyorsunuz. Türk kızlarına "boşuna uğraşmayın sizden voleybolcu olmaz, buluruz Dominik'ten hazır bir kadını ve takıma monte ederiz" diyorsunuz. Yazıklar olsun.
  31. Madem o iki pozisyonda oynayacak üst düzey oyuncu yetiştiremediniz o zaman Japonlar gibi oralarda yerli oyuncu oynatıp şerefinizle yenileceksiniz. Maksat turnuva kazanmak değil iyi voleybol oynamak. Japonlar kendilerine uygun bir ekol yaratmışlar. Biz ise devşirme ekolü yaratmışız. Utanılacak bir durum.
  32. Bizim federasyon şark kurnazlığı yapıp turnuvada yabancı oyuncu kullanan tek takım olarak alay konusu oluyor ama ezik medyamız da "Atatürk'ün kızları Japonyayı ezip geçti" diye manşet atıyor.
  33. Atatürk'ün ismine layık olmak bu kadar kolay değil. Bu takım olsa olsa "Mevlana'nın kızları" olabilir. "Gel kim olursan ol gel" diyen Atatürk değil, Mevlana. Bu federasyon gibi sağdan soldan yabancı oyuncu toplayarak Türk kızlarını aşağılayan bir takım "Beni Türk hekimlerine emanet edin" diyen birisinin ismi ile anılamaz.
  34. Altı oyuncudan ikisinin çakma Türk olduğu bir takım için Atatürk'ün ismini kullanamazsınız.
  35. Kendi ülkesinde yetişen voleybolcu kızları aşağılayan, kendi döneminde turnuvalar kazanmak için milli takımı milli takım olmaktan çıkarıp yabancı oyuncular monte ederek takımın kimyasını bozan şark kurnazı bu federasyon derhal istifa etmelidir.
  36. Federasyonun Türk kızlarına verdiği mesaj açık ve net: "Boşuna uğraşmayın, siz üst düzey voleybolcu olamazsınız, yabancılar her zaman sizden daha iyi olacaktır. Milli takım yolu size kapalıdır…"
  37. Voleybolcularımız Atatürk'ün kızları olabilir ama Federasyonumuz Atatürk'ün hiçbir şeyi olamaz.
  38. Hikaye burada bitmiyor.
  39. Spor toplumun aynasıdır.
  40. Yabancı hayranlığı bu toplumun en temel tanımlayıcı özelliklerinden biridir.
  41. Futbol karar vericilerinin de mantalitesi aynıdır: Yabancı gel bizi kurtar! Ondan ligimiz emeklilik yaşını geçmiş yabancı oyuncularla doludur. Alt yapıdan yetişmiş gençler kulübede beklerken büyük paralara alınan yaşlı yabancılar oynatılır.
  42. Yabancı hayranlığı tee Osmanlı'dan miras kalmış köklü bir gelenektir. Osmanlı'da öyle bir yabancı hayranlığı vardı ki ordusunu bile Alman Generallere teslim etmişti. [3] Çanakkale'de bir Türk subay çıkıyor "ben Alman generali tanımam" diyor ve ülkesi için ne gerekiyorsa onu yapıyor. Bu sebepten, Atatürk'ün ismini yabancı hayranlığınızı gizlemek için kullanamazsınız.
  43. Kurtuluş savaşı bittiğinde Mustafa Kemal ekonomik olarak yerlerde sürünen bir ülkeyi ayağa kaldırıyor. İsmi konmamış ama en önem verdiği devrimlerden biri de halkın yabancılara karşı bu ezikliğinden kurtulması için çalışmasıdır. Atatürk halkın kendine güven kazanması ve yabancı hayranlığından kurtulması için özel çaba sarf etmiştir. "Ne mutlu Türküm diyene", "Türk öğün çalış güven", "bizim en kötümüz onların en iyisinden daha iyidir" gibi halkı yüceltici sözler söylemiştir. Atatürk döneminde fabrikalar kuruluyor, kalkınma başlıyor, halkın kendine güveni geliyor.
  44. Atatürk diğer ülkelerle sadece eşitler ilişkisine girmiştir. Ülkesini hiçbir zaman ezdirmemiştir.
  45. Fakat, heyhat, Atatürk'ün erken ölümüyle, siyasete egemen olan çapsız insanlar emperyalizmin dümen suyuna giriyorlar ve ezik politikalar izliyorlar. Bunların mottosu da "biz adam olmayız" oluyor.
  46. Cumhuriyet'in ilk yirmi yılında yapılan her şey emperyalistlerin emirleri ile yıkılıyor, bütün yerli değerler aşağılanıyor. Biz adam olmayızdan zeytinyağlı yiyemem basma da fistan giyemem amana kadar yabancı karşısında eziklik yeniden bu milletin karakteri yapılıyor. Ülke başarısızlıkları ile tanımlanıyor çünkü bütün başarıları gerilerde kalmış oluyor.
  47. Yabancı hayranı olmanın bir de garip bir sonucu vardır: Aşırı yabancı hayranı olduğumuz için yabancılardan nefret ederiz. Her fırsatta onları yenmemiz ve onlardan üstün olduğumuzu kendimize ispat etmemiz gerekir. Bu sebepten kadın voleybolu bizim için bu kadar önemlidir. Bu konuda çaresiz kalmışız, kadın voleybolu dışında yabancıları hiçbir şekilde yenemiyoruz. Bu böyle olmasa bile buna inandırılmışız.
  48. Aslında kadın voleybolunu bu kadar abartarak sadece yabancılar karşısında ne kadar ezik olduğumuzu ispatlamış oluyoruz.
  49. Ama bir ironi daha var görmüyor musunuz? "Biz ne kadar büyük bir milletiz, kadın voleybolunda Japonyayı ezdik geçtik dünya bizi konuşuyor" diye abartırken bir de bakıyoruz yabancıları yenmek için bile yabancı oyuncu kullanmışsınız. Bu nasıl bir çelişkidir?
  50. İşte finalde, Küba doğumlu yabancı bir oyuncu 33 sayı ile size kupayı alıyor ve siz de bununla övünüyorsunuz ve "biz" kupayı aldık diyorsunuz. Bence utanç verici bir durum. Zaten, yabancı basına bakarsanız, onlar Türk milli takımına yenildiklerini söylemiyorlar "Vargas"a yenildiklerini söylüyorlar. İşte şerefsiz galibiyet budur. Milli takımı onursuzlaştırdınız. Takımın yerli oyuncularını Vargas'ın figüranları yaptınız ve hala övünüyorsunuz.
  51. Ama pardon, sevgili devşirmemiz Vargas "ben Türk kızıyım" demiş ya her şey düzeldi o zaman. "Kupayı biz aldık" diyebiliriz. İyi de "ben Türk kızıyım" demeye ihtiyacı olmayan doğma büyüme bir Türk kızının hakkını çalan Vargaslar ben Türk kızıyım dese ne olur demese ne olur. [4]
  52. Spor toplumun aynasıdır.
  53. Aklını kullanıp kendilerine uygun bir voleybol ekolü yaratan Japonlar ve günü kurtarmak ve kendi egosunu şişirmek için milli gururunu satıp çakma Türklerle turnuva kazanmayı seçen üstelik yabancı oyuncularını Türk kızı diye yutturmaya kalkan bir federasyon.
  54. Dünya markaları ile övünen bir ülke ve küresel başarısızlığını hamaset ile örtmeye çalışan bir ülke.
  55. Japonlar akıllarını kullanabiliyor, gerçekleri görüp durumu analiz edebiliyor ve milli gururlarından taviz vermiyorlar. Milli takımlarına yabancı alarak kendi insanlarını aşağılamıyorlar. Eğer bizim federasyonuz da Atatürk ilkelerini benimsemiş olsaydı Japonların yaptığının aynısını yapardı ve yabancı oyuncularla kupa kaldırmaya özenmezdi.
  56. Vargasgilleri Japon milli takımında düşünebiliyor musunuz? Japon federasyonu böyle bir halt yese bile Japon halkı ve oyuncular isyan ederdi. Bizde normal sayılıyor çünkü biz kendimizi aldatarak milli gururumuzu okşamaya alışmıyız. Japonlar kendilerini hiçbir milletten aşağı görmüyorlar. Böyle bir eziklikleri yok. Atatürk'ten sonra bu eziklik bize öğretildi.
  57. Madem yabancı hayranlığı ve eziklik sonradan öğrenilmiş bir şey, tekrar Atatürk ilkelerine dönerek bu durumdan kendimizi kurtarabiliriz.
  58. Federasyonumuz her fırsatta alt yapı konusunda ne kadar başarılı olduğunu anlatıp durur. Madem alt yapınız bu kadar başarılı neden iki yabancı oynatıyorsunuz? Demek alt yapınız başarılı değil. Olamaz da. Sizde bu yabancı hayranlığı ve bu şark kurnazlığı varken hazır yabancıları her zaman tercih edip günü kurtarmaya bakacaksınız. Halkımız yakın gelecekte federasyonun altı devşirme oyunculu bir "milli" takım kuracağından emin olabilirler. Şark kurnazlığı bunu gerektirir. Hiç şaşmaz.
  59. Hiç çalışmadan kolay yoldan köşeyi dönmek de milli karakterlerimizden biri değil mi? Alt yapıyla malt yapıyla uğraşmak yerine getirirsin hazır bir oyuncuyu kazanırsın turnuvaları. Yoksa beş senelik bir alt yapı programı yapsan senden sonra gelecek federasyona bu başarıyı hediye etmiş olursun, yok öyle yağma! Şark kurnazlığı budur işte.
  60. Bizde aslında "federasyon" sadece isim olarak vardır, kurumsal bir yapı olarak federasyon yoktur. Sadece istediği kararları veren bir federasyon başkanı vardır. Bu sebepten Türkiye hiçbir spor dalında ekol kuramaz. Federasyon başkanları kendileri görevdeyken kısa vadede büyük başarılar isterler. Kurumsallığın olmadığı yerde ekol olamaz. Her gelen kafasına göre bir şeyler yapar gider.
  61. Federasyonumuz başarıyı turnuva kazanmakla olçüyor. Japonlar ise başarıyı Japon kalıp şerefiyle oynamak olarak tanımlamış. Japon takımını kutluyorum.
  62. İçinde Atatürk'ün iki çakma kızı olan bir takım milli takım olamaz. Atatürk'ün kızları hiç olamaz. Bu takıma Atatürk'ün kızları diyenler bu devşirmelerin Atatürk'ün kızları olduğunu mu söylemek istiyorlar? Yok öyle bir saçmalık. Atatürk'ün ismini bile duymamış birisini getir Dominikten takıma monte et sonra da "o bizden daha Atatürkçü" diye propaganda yap kızı Anıtkabire götür falan. Propagandanın da bir sınırı var. Ne kadar usta olsanız bile yaptığınız propaganda Türk voleyboluna verdiğiniz zararı örtemez.
  63. Mevlana'nın kızları kupa kazanmaya devam etsin. Atatürk'ün ismini yabancı hayranlığınıza alet edemezsiniz.

Notlar

[1] Biraz daha araştırınca bu paragrafı şöyle düzelttim: Japon spor medyası yenilgiyi, millî gurur söylemine dönüştürmeden, takımın turnuvadaki durumunu ve bir sonraki maçın önemini anlatan sıradan bir spor haberi olarak verdi. Aynı maç Türkiye'de ise çoğu zaman ulusal zafer retoriğiyle sunuldu.
[2] Öğrendiğime göre takımlar istedikleri kadar devşirme oyuncu oynatabiliyorlarmış. Tek kısıtlama ülke değiştiren oyuncunun daha önce başka bir ülke takımda oynamamış olması. Öyleyse, yandık! Bu federasyon beş yıl içinde dört devşirme daha alıp altı yabancıyla sahaya çıkar ve bizim millet de hala "Atatürk'ün kızları" diye zafer çığlıkları atar. Bu kesin çünkü federasyonun yabancı hayranlığı sınır tanımıyor.
[3] Ne komik yaa, bu devşirme sistemi toplumun iliklerine kadar işlemiş. Osmanlı ordusunu Alman General Golz'a emanet etmişiz biz de onu "Golz Paşa" diye bağrımıza basmışız. Alman Generali de bir şekilde asimile etmeye çalışmışız. Aynı bugün Vargasgillere yaptığımız gibi. Hanım "ben Türk kızıyım" dedirtilmiş ya propaganda icabı, dönere hayranmış baklavayı çok severmiş bir de halay çekerken videosu varsa tamam o da bizden biridir, bağrımıza basarız. Öteki de İstiklal marşını coşku ile söylüyormuş. İyi de neden? Neden Küba'da doğmuş birisi burada doğup büyümüş bir kızın hakkını yiyor? Evet, yabancı hayranlığı saplantısı var ama bu devşirme oyuncu oynatma olayının daha derinlerde toplumsal bir sebebi olmalı. Burada doğmuş büyümüş voleybolcu genç kızlar sıra beklerken bu yabancıları oynatmanın tek bir amacı olabilir: Turnuva kazanmak. Ama yabancılarla kazandığın o kupanın hiç bir milli değeri olamaz. Fakat asıl sebep federasyonun aşağılık kompleksi. En baştan, "biz yerli oyuncularla turnuva kazanamayız" varsayımından yola çıkıyorlar. Bu "biz adam olmayız"ın başka bir versiyonu. Peki biz yerli oyuncularla turnuva kazanamzsak ne yapmalı. On senelik bir altpayı planı yapıp yerli oyuncu yetiştirmeli. Ama bu yapılamaz. Biz başkanken turnuvalar kazanılmalı. O zaman Küba'dan getir hazır oyuncuyu ve bütün turnuvalar senin olsun. Ne güzel bir aldatmaca. Ve bu federasyon turnuvalar kazanıyor diye yüceltiliyor. Hrekes hakettiği federasyonla yönetilir. Sonuç olarak Küba doğumlu bir kadın finalda 33 sayı yazarak size kupayı alıyor ve siz de "biz" kupayı aldık diye seviniyorsunuz. Bence utanç verici bir durum.
[4] Burada asıl mesele çok açık görünüyor. Atatürk ilkelerinden ne kadar koptuğumuzu, kendimizi ne kadar aşağıladığımızı, ne kadar ezik olduğumuzu ispatlamış olduk. Hem federasyon hem halk Vargas olmadan tam yerli kadro ile turnuva kazanamayacağımıza peşinen inanmışlar. Yabancı hayranlığımızı bir suçluluk olarak taşıdığımız için de yabancıları yenerek onlardan üstün olduğumuz kendimize ispatlamamız gerekiyor ama bunu bile yapabileceğimize inanmadığımız için yabancı oyuncu bulup getiriyoruz ama bu da olmuyor o zaman devşirmelerin ne kadar Türk olduklarını propaganda yolu ile ispatlamaya çalışıyoruz. Onlara Türk kızı diyerek kendimizi aldatıyoruz. Atatürk kesinlikle bu durumu kabul etmezdi. "Bizim en kötümüz onların en iyisinden iyidir" diyen Atatürk, "tek bir turnuva bile kazanmayın ama gerçek Atatürk'ün kızları ile oynayın" derdi. Ama bizim federasyon ve halkımız Atatürk'ün çakma kızları ile kendimi tatmin etmeyi seçti. Bu da milli karakterimiz hakkında çok şey söylüyor.

Ekler -1-

  1. "Atatürk'ün kızları" ifadesinin federasyon takıma bu devşirme oyuncuları monte edip takımın kimyasını bozmadan önce bir anlamı vardı.
  2. Çünkü "Atatürk'ün kızları" demek "Cumhuriyetin yetiştirdiği güçlü Türk kadını" demekdi.
  3. "Atatürk ilkelerini benimsemiş bir toplumda aydınlık ve çağdaş kadınlar yetişiyor ve bu kadınların bazıları da milli takımda voleybol oynuyor biz de Cumhuriyetin bu başarısı ile övünüyoruz" demekti.
  4. İyi de, milli takıma bu ülkede yetişmemiş ve üstelik bu ülkede yetişmiş Cumhuriyet kadınlarının hakkını yiyen, milli takımda onların yerini işgal eden kadınları oynatınca, artık Cumhuriyetin kızları ifadesi anlamsız kalıyor.
  5. Çünkü bu oynattığınız kadınlar Türk vatandaşlağına geçmiş olabilirler ama onların "Cumhuriyetin yetiştirdiği başarılı kadınlar" oldukları söylenemez.
  6. Tam aksine. Siz bu devşirme ve toplama takıma hala Atatürkün kızları diyerek Cumhuriyetin başarısız oluduğunu ve artık Türk kadının başarılı olamadığını ve voleybolda başarılı olmak için Türk kadınlarının yerine yabancı oyuncu oynatmak gerektiğini söylemiş oluyorsunuz.
  7. Ya devşirme oyunculardan kurtulun ya da bir voleybol takımına milli gurur anlamları yüklemeye çalışmayın.
  8. Yabancı oyuncularla madalya kazanmaktansa, şerefinle yenilmek daha iyidir.
  9. Bu yılki VNL turnuvasında devşirme oyuncu kullanan tek takım da "Atatürk'ün kızları" olduğuna göre, diğer herkesin "kendi kızlarımızla oynarız şerefimizle yeneriz yeniliriz" dedikleri anlaşılıyor.
  10. Doğrusu da budur, sadece bizim federasyon şark kurnazlığı yapıp yabancı oyuncu oynatmayı ve kendi kızlarının hayallerini çalmayı tercih etmiş.

Alev Coşkun ve "Atatürk'ün kızları"

posta@cumhuriyet.com.tr
cumhuriyetege@cumhuriyet.com.tr
ankcum@cumhuriyet.com.tr
info@socratesdergi.com

  1. Alev Coşkun 6 yıl önce "Atatürk'ün kızları" adlı yazısını yazdığında Voleybol Federasyonu henüz devşirme oyuncu oynatma kararı almamıştı.
  2. "Atatürk'ün kızları" ifadesinin federasyon takıma bu devşirme oyuncuları monte edip takımın kimyasını bozmadan önce bir anlamı vardı.
  3. Çünkü "Atatürk'ün kızları" demek "Cumhuriyetin yetiştirdiği güçlü Türk kadını" demekdi.
  4. "Atatürk ilkelerini benimsemiş bir toplumda aydınlık ve çağdaş kadınlar yetişiyor ve bu kadınların bazıları da milli takımda voleybol oynuyor biz de Cumhuriyetin bu başarısı ile övünüyoruz" demekti.
  5. Milli takıma bu ülkede yetişmemiş ve üstelik bu ülkede yetişmiş Cumhuriyet kadınlarının hakkını yiyen, milli takımda onların yerini işgal eden kadınları oynatınca, Atatürk'ün kızları ifadesi anlamını yitirmiş oldu.
  6. Çünkü bu oynattığınız kadınlar Türk vatandaşlağına geçmiş olabilirler ama onların "Cumhuriyetin yetiştirdiği başarılı kadınlar" oldukları söylenemez.
  7. Tam aksine. Siz bu devşirme ve toplama takıma hâlâ Atatürk'ün kızları diyerek Cumhuriyetin başarısız olduğunu ve artık Türk kadının yetersiz kaldığını ve voleybolda başarılı olmak için Türk kadınlarının yerine yabancı oyuncu oynatmak gerektiğini söylemiş oluyorsunuz.
  8. Ya devşirme oyunculardan kurtulun ya da bir voleybol takımına milli gurur anlamları yüklemeye çalışmayın.
  9. Yabancı oyuncularla madalya kazanmaktansa, şerefinle yenilmek daha iyidir.
  10. Bu yılki VNL turnuvasında devşirme oyuncu kullanan tek takım da "Atatürk'ün kızları" olduğuna göre, diğer herkesin "kendi kızlarımızla oynarız şerefimizle yeneriz yeniliriz" dedikleri anlaşılıyor.
  11. Doğrusu da budur, sadece bizim federasyon şark kurnazlığı yapıp yabancı oyuncu oynatmayı ve kendi kızlarının hayallerini çalmayı tercih etmiş.
  12. Final maçından sonra bütün gazeteler 33 sayısı ile Vargas'ın maçı aldığını yazdı. Yabancı basın ise Türk milli takımına değil fakat "Vargas'a yenildik" diyorlar. Takımdaki bütün yerli oyuncuları "Vargas'ın figüranları" konumuna düşürdüğü için de federasyonu kınıyorum.
  13. Burada Atatürk'ün "bizim en kötümüz, onların en iyisinden daha iyidir" sözünü hatırlamakta fayda var. Atatürk milli takımlarda yabancı oyuncu oynatmayı onaylamazdı. "Tek bir turnuva kazanmayın ama gerçek Atatürk'ün kızları ile oynayın" derdi. Yabancı hayranlığı, eziklik ve kolaycılık Atatürk'le ilişkilendirilemez.
  14. Burada doğup büyümemiş, bambaşka bir kültürden gelip vatandaşlık almış ve de burada doğup büyümüş genç kızların önünü keserek onların milli takım hayallerini söndüren iki kadınla "milli" maç kazanmayı "bizim en kötümüz onların en iyisinden daha iyidir" diyen birisinin onaylaması imkansız olurdu.
  15. Milli takımda 2023'den beri değişen oyuncu profilini göz önüne alarak Atatürk'ün kızları metaforunu yeniden değerlendirmenizi temenni ederim.
  16. Saygılarımla

Fulya Soybaş ve Şampiyonluğun gerçek formülü

Fulya Soybaş, Türkiye Bunu Konuşuyor, Hürriyet, 27.7.26, s.2

  1. Fulya Soybaş bize "Filenin Sultanları"nın başarısının formülünü vermiş. Okuyalım.

(1)…Doğru planlama…

Evet iki devşirme oyuncunun hukuki işlemleri için bayağı bir planlama yaptılar

(2)…Altyapıya verilen önem…

Altyapı konusunu ciddiye alıp uzun vade planlama yapsalardı milli takımda yabancı ülkelerin altyapısında yetişmiş oyuncular oynatmayı seçmezlerdi. Demek ki, neymiş, Küba ve Trinidad başarılı bir altyapı sistemi kurmuş ve üst düzey oyuncu yetiştiriyormuş. Bizim federasyon gidip Küba'dan, Trinidad'dan oyuncu alıyorsa demek attıkları bütün altyapı palavralarına rağmen başarılı bir altyapı sistemi kuramamışlır. Altyapı yatırımları sadece lafta kalıyor. Bizim federasyonun Küba'dan Trinidad'dan oyuncu devşirmek yerine bu ülkelere gidip altyapı sistemlerini dikkatli incelemesi gerekiyor. Fakat bunu yapamazlar çünkü orada görecekleri sistem hiç de hoşlarına gitmez. Altyapı demek uzun vade planlama demek, yani en az on yıllık plan yapacaksın. Şark kurnazı mantalitesinin hakim olduğu federasyonumuzda bu sistem işlemez. Hiçbir federasyon 10 yıllık plan yapıp kendinden sonra gelecek federasyona başarılı oyuncular bırakmak istemez. Şark kurnazları günü kurtarmak ister. Armut piş ağzıma düş sistemini uygularlar. Devşirme oyuncu ekolünden gelirler, armut piş ağzıma düş. Türkiye'de federasyonların kurumsal varlığı yoktur, sadece federasyon başkanı vardır onun için Türk sporunda altyapı planlaması yapılamaz.

(3)…İyi antrenör…

Olabilir. Ama takımın başarısında en az etkisi olan antrenörlerdir. Bütün üst düzey antrenörler aynı işi yapabilirlerdi.

(4)…Liyakatli yöneticiler…

Liyakatli yöneticiler mi? Şaka gibi.

Kendi döneminde kolay yoldan kupalar kaldırmak için 2 devşirme ile Türk voleybolüne ihanet eden, milli takım hayali olan gençleri aşağılayan, tam bir şark kurnazı bu yönetim mi liyakatli?

Bu turnuvada bizim federasyondan başka yabancı oyuncu oynatan federasyon yoktu. Kim liyakatlı onlar mı? Bizim federasyon mu?

(5)…İstikrarlı yatırımlar…

Nereye yatırım yapmışlar bilmiyorum ama altyapıya yatırım yapmadıkları kesin. Veya altyapıdan nasıl üst düzey oyuncu yetiştirilir haberleri yok. Altyapıya yatırım yapmış olsalardı iki yabancıyla oynamazlardı.

(6)… Ve sabır.

En komiği de bu. Ne sabrı ya.

Adam ben burdayken en kısa zamanda kupalar kaldırmak istiyorum demiş. Bulduğu çözüm ne? Türk kadınını aşağılayan bir şekilde gizli bir varsayımdan yola çıkmış: "Biz yerli oyuncularla turnuva kazanamayız." Üstüne bir de akut yabancı hayranlığını ekleyince çözüm gözünün önünde belirmiş: Devşirme oyuncu bul! Türk atletizmi zaten devşirme oyuncularla zehirlenmiş, biz de voleybulu bitirelim demişler.

Hazır oyuncuyu Küba'dan, Trinidad'dan getirip milli takıma monte ederek takımın kimyasını bozmuşlar.

Ama federasyon hedefine de ulaştı. Kupalar geliyor. Kupaları Vargas alıyor ama o önemli değil. Ha Küba altyapısı ha Türk altyapısı, Kübalılar uzaktan akrababımız sayılır zaten Küba devrimi de Atatürk'ten etkilenmiştir. Bunlar mı liyakatlı insanlar? Bunlar mı sabırlı insanlar?

Ayrıca, tek bir yabancı oynatmayan Japon, Kanada, Çin ve Brezilya takımlarını yenerek şerefsiz galibiyetler aldık. Ve en kötüsü takımdaki yerli oyuncular "Vargas'ın figüranları" durumuna düşürülmüş oldu. Yakında, nasıl olsa onların da yerine devşirmeler gelecek. Federasyon bu devşirme işini çok sevdi.

Bu federasyon derhal istifa etmelidir.

Ve en son olarak Fulya hanım şöyle demiş: "İşte şampiyonlukların gerçek formülü bu."

Fulya hanım size bu metni verenler yanılmış. Şampiyonluğun çok basit bir formülü var: Devşirme oyuncu sistemi ve Vargas. Yabancı basına bakarsanız göreceksiniz onlar kime neden yenildiklerini çok iyi biliyorlar. "Biz Türklere değil Vargas'a yenildik" diyorlar. Türk milli takımı diye bir takım yok, Vargas ve figüranları var.

Instagram için Cumhuriyet yazısı

  1. Bu notu @cumhuriyetgzt için yazıyorum çünkü "Atatürk'ün kızları" metaforu 6 yıl önce Alev Coşkun'un Cumhuriyet'te çıkan yazısı ile popüler olmuştu.
  2. O zamanlar milli takımda devşirme oyuncu yoktu ve Alev Coşkun'un tanımı çok yerindeydi.
  3. Milli takımda oynayan her oyuncu bu ülkede Atatürk ilkeleri ile doğup büyümüş kadınlardı. Hepsi bizim altyapı sistemimizden yetişmiş oyunculardı.
  4. Fakat 2023'de federasyon Türk atletizmini zehirleyen "devşirme" kolaycılığını seçip Türk voleybolunu bitirmeyi seçince milli takımdaki oyuncu profili değişti.
  5. Bu devşirme oyuncular Türk vatandaşlığına geçmiş olsalar bile bu ülkede Cumhuriyet ilkeleri ile büyümüş insanlar değiller. Onların başarıları Cumhuriyet'e yansıtılamaz. Tekrar ediyorum, onlar size kupa kazandırabilir ama bu başarı Cumhuriyet'e yansıtılamaz.
  6. Eğer bir spor dalını Cumhuriyetle ve Atatürk'le ilişkilendirirseniz ve size kupa kazandıranlar yabancı oyuncularsa o zaman altyapınızın ve Cumhuriyet'in başarısız olduğunu kabul etmeniz gerekir.
  7. Bu yabancılar tamamen başka bir kültürden gelip milli takıma monte edildiler ve milli takımın kimyasını bozdular. Artık bir milli takımdan bahsetmek bile mümkün değil. Yurt dışanda basına bakarsanız görürsünüz onlar "biz Türklere değil Vargas'a yenildik" diyorlar. Yerli oyuncuları "Vargas'ın figüranları" durumuna düşüren bu federasyon derhal istifa etmelidir. Milli gururu olan herkes Vargas'ın figüranları olarak kupa kaldırmaktansa hiç kupa kaldırmamayı yeğler.
  8. Atatürk'ün ismi, yabancı hayranlığı ile, Türk kadınını küçümseme ile, kolaycılıkla, eziklik ve şark kurnazlığı ile ilişkilendirilemez. Bunlar bizim federasyonun özellikleridir.
  9. Eğer federasyon Atatürk ilkelerinden nasibini almış olsaydı Küba'ya gidip onların altyapı sistemini inceleyip burada uygulardı ve biz de en üst düzey oyuncu yetiştiriyor olurduk.
  10. Armut piş ağzıma düş mottosu ile hareket eden federasyon Küba'nın altyapı sistemini değil hazır bir oyuncuyu alıp geliyor.
  11. "Bizim en kötümüz onların en iyisinden daha iyidir" diyen Atatürk'ün milli takımın yabancı altyapılardan gelmiş oyuncularla doldurulmasına onay vermezdi.
  12. Umarım değişen oyuncu profilini göz önüne alarak Cumhuriyet gazetesi "Atatürk'ün kızları" ifadesini kullanmakten vazgeçer. Bu ifade hem Atatürk'e hem de Türk kadınlarına bir hakarettir.
  13. Cumhuriyet'in kuruluşundan bir asır sonra hâlâ Cumhuriyet'in değerlerini iç saldıralardan korumak zorunda olmamız asıl incelememiz gereken konudur.

Sorular

  1. Altı yıl önce yazdığı bir yazıda Alev Coşkun kadın voleybolunu Atatürk ve Cumhuriyetle ilişkilendirmiş.
  2. Ne yazık ki üç yıl önce federasyon işin kolayına kaçıp devşirme oyuncu oynatmaya başlayarak milli takımın oyuncu profilini değiştirdi ve "Atatürk'ün kıları" tanımı anlamsızlaştı.
  3. Deşirmelerle kupa kaldıran federasyon başkanı Türk voleybolunu kurtaran kahraman ilan edildi ve Türkiye'de liyakatın sembolü olarak gösteriliyor. Devşirme sistemi ile voleybolu bitiren insan kahraman ilan ediliyor.
  4. İnsanlar göremiyor mu yaa? Yabancı birisi size bu kupayı kazandırıyor siz de bununla övünüyorsunuz. Türkiye'de yabancı hayranlığı başka bir seviyede, toplumun tanımlayıcı özelliklerinden biri.
  5. Spor toplumun aynası olduğu için "Türkiye'yi anlamak isteyen kadın voleyboluna baksın" demek hiç de yanlış olmazdı.
  6. Bu konuda bazı yadsınamayacak gerçekler var. Soru olarak soralım:

Kadın voleybolunda yadsınamayacak gerçekler

  1. Bu devşirme oyuncular bu ülkede mi doğmuşlar? Hayır.
  2. Bu ülkenin dili ve kültürü ile mi büyümüşler? Hayır.
  3. Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in kadınlara sağladığı imkanlardan faydalanıp voleybol sporuna mi yönelmişler? Hayır.
  4. Türkiye'ye gelmeden önce Atatürk'ün ismini duymuşlar mı? Hayır.
  5. O iki pozisyonda oynayabilecek doğma büyüme buraların kızlarının hakkını yiyorlar mı? Evet.
  6. "Bizim en kötümüz onların en iyisinden daha iyidir" diyen Atatürk'ün böyle yabancı karması bir milli takımı onaylaması mümkün mü? Hayır.
  7. Devşirme sistemi Türk voleyboluna derin zararlar veriyor mu? Evet.
  8. Sonradan vatandaş olan birisi ile burada doğup büyümüş birisi arasında bir fark var mı? Evet var.
  9. Saplantılı bir yabancı hayranlığı, her konuda kendini aşağılama, yabancılara karşı eziklik, her işte kolaycılık, kolay yoldan başarı elde etmeye çalışmak, şark kurnazlığı bizi toplum olarak tanımlayan milli özelliklerimizden bazıları değil mi? Evet, öyle.
  10. Rakibin sıfır yabancıyla oynarken senin iki yabancıyla oynayarak maç kazanman utanç verici ve gurur kırıcı bir şey değil mi? Evet millet olarak utanç verici bir durum.
  11. Bu ülkede hep beraber millet olarak başarımızla gururlanabileceğimiz kadın voleybolundan başka bir konu var mı? Yok. Devşirme oyuncuların size kazandırdığı kupaya sevinmek yerine bu sorunun cevabını arayın.
  12. Atatürk'ün "bizim en kötümüz onların en iyisinden dahi iyidir" sözünden "bizim en iyimiz onların en kötüsünden daha kötüdür" ezikliğine nasıl gelmişiz, bunu araştırın. Ortada sevinecek bir durum yok.

Rahmi Turan'a cevap

RAHMİ TURAN
[Zaferin sırrı! - Sözcü Gazetesi](https://www.sozcu.com.tr/zaferin-sirri-p340554)

  1. Özellikle sizin bu konuda ne diyeceğinizi merak ettiğim için bugünkü yazınızı okudum. Sizinle aynı düşünmediğimi söylemek isterim.
  2. İçinde iki tane devşirme oyuncu olan bu takıma Atatürk'ün kızları demek bence çok yanlış.
  3. Atatürk "bizim en kötümüz onların en iyisinden iyidir" gibi sözlerle hep Türkleri yüceltmeye çalışmış.
  4. Federasyonumuz ise "bizim en iyimiz hiçbir zaman onların en iyisi kadar iyi olamaz" diyerek yabancı oyunculardan medet ummuş.
  5. Yani federasyon şöyle bir peşin yargıyla yola çıkmış: "Türk kadını hiçbir zaman en üst düzey voleybol seviyesine gelemez. Eğer biz kupa kaldırmak istiyorsak dışardan hazır oyuncu getirmemiz gerekir". Bu motto ile yola çıkan federasyon Vargaslar yetiştiren Küba'nın başarılı altyapı sistemini inceleyip Türkiye'de uygulamak yerine işin kolayına kaçıp oyuncunun kendisini alıp gelmiş. Federasyon böylece kendi altyapısının yetersiz olduğunu kanıtlamış oluyor.
  6. Atatürk'ün isminin yabancı hayranlığı, kolaycılık, vizyonsuzluk ve Türk kadınını aşağılamak gibi konularla ilişkilendirilemez. Bunlar bizim federasyonun özellikleri, Atatürk'ün özellikleri olamaz.
  7. Atatürk ülkede kadın voleybolunun iyi olduğunu fakat bir üst seviyeye çıkması gerektiğini gördüğünde ne yapacağını siz benden iyi bilirsiniz: Federasyon başkanını çağırıp, "şu Küba'nın altyapı sistemi çok başarılıymış, gidin inceleyin ve burada uygulayın biz de en üst düzey oyuncu yetiştirelim ama kesinlikle yabancı oyuncularla oynamayın" derdi.
  8. "Beni Türk hekimlerine emanet edin" diyen birisinden başka bir tavır bekleyemeyiz.
  9. Peki federasyon Küba'ya gidip onların sistemini inceleyip Türkiye'de uygulayabilir miydi? Tabii ki hayır.
  10. Bu kadar övdüğünüz sayın başkanın tek hedefi var o da kendi döneminde acilen kupalar kaldırmak.
  11. Küba'ya gidip baksa, Küba'nın on yıllık planlar yaptığını görecek. On yılda kim öle kim kala.
  12. Bizim federasyon da milli karakterimizden şaşmayarak kolay yoldan köşeyi dönmek istemiş ve hazır oyuncuyu alıp gelmiş çünkü alt yapıya on senelik yatırım yapsa bir sonraki başkana iyilik yapmış olur kendi ismi unutulup gider.
  13. Türkiye'de her sporun bir federasyonu var ama bunlar kurumsal kurumlar değil, başkanların hüküm sürdüğü otokratik derebeyliklerdir. Ondan futbol federasyonu ile voleybol federasyonu arasında hiçbir fark yoktur. İkisi de uzun vade plan yapamadığı için üst düzey oyuncu yetiştiren bir sistem kuramaz.
  14. Federasyon başkanının zaferin en önemli sebebi olduğunu söylemişsiniz: "Zaferin sırrı Voleybol Federasyonu Başkanı Mehmet Akif Üstündağ'ın yönetimidir. Takımı o yarattı. Başarılı Teknik Direktörü o buldu ve takımın başına geçirdi. Onlara moral verdi kazanacaklarına inandırdı."
  15. Hiç katılmıyorum. Zaferin tek bir sırrı var: Vargas.
  16. Federasyon başkanı Türk atletizmini zehirleyen ve bitiren devşirme sporcu sistemini voleybolda ekollaştırırak Türk voleyboluna uzun vadede çok büyük zararlar veren bir şahıstır.
  17. Sayın Üstündağ Türkiye'de kadın voleybolunu bitiren insan olarak tarihe geçmiştir. Bundan sonra hiçbir federasyon başkanı niyeti olsa bile üst düzey oyuncu yetiştiren bir altyapıya yatırım yapmaz, gider alır hazır oyuncuyu kaldırır kupaları.
  18. Zaten halkımızda bu saplantılı yabancı hayranlığı olduğu için getirdiğin oyunculara "ben Türk kızıyım" dedirtirsin ve ezik halkımız çıldırır "bak bizi ne kadar seviyor" diye bağrına basar.
  19. Herkesin bu kadar övdüğü federasyon başkanımız milli takımı zaten bitirmiştir. Bu turnuvada oynadığımız yabancı takımların hepsi "biz Türklere yenilmedik, Vargas'a yenildik" diyorlar. Başkanın kendisi bile herhalde dil sürçmesi olarak, "Vargas ve arkadaşları çok iyi iş çıkarttılar" diyor bir röportajında. FIVB'nin sitesi bile milli takımdan "Vargas ve arkadaşları" diye bahsediyor. Evet, Türk milli takımı artık "Vargas ve yerli figüranları" durumuna düşürülmüştür bunu yapan da sayın federasyon başkanıdır.
  20. Gerçekten üzücü bir durum.
  21. Söylediğim hiçbir şeye katılmasanız bile en azından bu duyguma katılırsınız diye düşünüyorum: Eğer 6 yerli oyuncuyla oynarak bu şampiyonayı kazanmış olsaydık bu başarı çok çok daha anlamlı olurdu, öyle değil mi? Federasyon sadece Türk kadınları ile oynayarak bu başarıları elde edemeyiz demiş gitmiş Vargas'ı getirmiş.
  22. Federasyonumuz yabancı oyuncu oynatarak Türk kadınlarını aşağılıyor ama sosyal medya "Cumhuriyet'in aydınlık ve güçlü kadınları dünyayı dize getirdi" diye inliyor. Bu paylaşımları yapanların çoğu da kadın! Küba'da yetişmiş Vargas ne zaman Atatürk'ün Cumhuriyet'inde kadınlara verilen özgürlüklerden faydalanmış da biz bu kadına Atatürk'ün kızı diyoruz? Halkımız resmen akıl tutulması yaşıyor. Herkes başarıya o kadar aç ki kadın voleybolunden medet umuyor.
  23. Bu arada, oynadığımız takımlar arasında devşirme oyuncu oynatan tek takım bizim "Atatürk'ün kızları". Çok ironik değil mi? Japonlar "biz İmparator Naruhito'nun kızlarıyız" diyerek bizim gibi lafta milliyetçilik yapmıyorlar, boyları bizden 9 cm kısa olmasına rağmen yabancı bir uzun oynatmıyorlar. Milli gurur budur işte. Biz ise yabancı oyuncunun aldığı 33 sayı ile Japonya'yı yendik diye övünüyoruz. Japonları iki yabancı ile oynayarak haksız rekabet ile yendik ve onlardan özür dilemeliyiz.
  24. Toplum ne zaman bu kadar ezik ve kendine güvensiz bir hale geldi? Eğer Cumhuriyetin fabrika ayarlarına dönemezsek daha çok şerefsiz galibiyetlerle övünüp dururuz.

Kadın voleybolu ile övünmek

  1. Kadın voleybolunu neden bu kadar önemseyip orantısız bir milli gurur konusu yapmamızın sebebi oynadığımız diğer takımlara bakarsak açığa çıkmış olur.
  2. Japonya: Onlarca dünya markaları var: Sadece birkaçını sayarsak, Toyota, Sony, Nintendo, Honda, Panasonic, Uniqlo, Canon, Nissan, Casio, Hitachi… Sayısız teknolojik ve bilimsel buluşa imza atmışlar. Shinkansen hızlı tren, üstüne yok. İleri deprem mühendisliği geliştirmişler. Nobel ödülleri var. Dünyaya kültür ihraç edebiliyorlar, anime, manga vs. Bir Japon'un ülkesiyle gururlanacak o kadar çok şeyi var ki kadın voleybolunu sadece spor olarak görüyor. Onların spor saplantısı ise Sumo ve Beyzbol.
  3. Kanada: Kişi başına düşen gelir (GSYH) ortalama 65 bin USD. Yaşam kalitesi çok yüksek bir ülke. Sağlık sistemi, üniversitler çok gelişmiş. Doğal kaynakları bol ve değer verip koruyorlar (Kanadalı maden şirketleri kendi ormanlarını yok edemedikleri için ülkemize geliyorlar). Çokkültürlü toplumları ile övünüyorlar. Ama onlar da bizim voleybolla övündüğümüz gibi buz hokeyi ile abartılı bir gurur yapıyorlar.
  4. Çin: Dünyanın teknoloji devi. Uzay programı, hızlı tren ağı, elektrikli araçlar, yapay zeka, yüksek üretim kapasitesi. Bir çinlinin ülkesinin başarıları ile övünebileceği çok şey var. Evet Çin olimpiyatlarda kazandıkları madalya sayısına aşırı önem veriyor ama övündükleri tek şey bu değil.
  5. Brezilya: Embraer ile Boing ve Airbus'tan sonra dünyanın üçüncü büyük uçak üreticisi. Tarım devi. Dünyanın en büyük kahve üreticilerinden biri. Müzik kültürü dünya çapında. Bizim kadın voleyboluna verdiğimiz kutsal değeri onlar da futbola veriyorlar.
  6. Türkiye: Tek dünya markası var: Filenin sultanları. Türk mutfağı vardı artık yok, dejenere olmuş bir karma mutfak var. Bütün başarıları gerilerde kalmış. Ondan tarihi ile övünüyor. Cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk yaşarken büyük bir ivme yakalayıp çağ atlamış. Atatürk öldükten sonra kendini "gelişmekte olan fakat bir türlü gelişemeyen" ülke statüsünde bulmuş ve bunu kabullenmuş. Bu durumda kadın voleybolu ile övünmeyelim de ne yapılım.
  7. Ben de yukardakileri yazınca farkettim, aslında her ülke spor başarıları ile övünüyor ama bunu bizim gibi çaresiz bir şekilde yapmıyor. Hiçbir ülke devşirme oyuncularla kazandığı başarılarla övünmüyor. Gerçekten ülkemiz için utanç verici bir durum. Ben Federasyonun yerinde olsam kupayı geri verir ve Japonya'dan, Kanada'dan, Çin'den ve Brezilya'dan özür dilerdim.
  8. Bizim için tek çözüm Atatürk ilkelerine ve Cumhuriyetin fabrika ayarlarına geri dönmek. Fakat bu zor iş. Uzun zaman, vizyon ve yoğun çalışma gerektirir. Biz kolayı seçmişiz ve kadın voleybulcularımıza Atatürk'ün kızları lakabını takarak işin içinden sıyrılmışız.

Federasyonun devşirme oyuncu oynatmaması için faaliyet

  1. Federasyonun bundan sonra devşirme oyuncu oynatmaması için ben elimden geleni yapacağım.

Ayşe Acar

Ayşe Acar İnstagram paylaşımına yorum bıraktım:

Bu turnuvada oynadığımız takımlar arasında yabancı oyuncu (hem de iki tane) oynatan tek takım "Atatürk'ün kızlar"ydı. Türk atletizmini bitiren devşirme sistemini voleybolda ekolleştiren bu federasyon uzun vadede voleybola zarar veriyor. "Türk kadınları hiçbir zaman yabancılar kadar üst düzey voleybol oynayamaz onun için yabancı oyuncu oynatmalıyız" peşin yargısıyla Türk kadınını aşağılayan bir federasyon yüceltiliyor.

Ayşe Acar'ın verdiği cevabı yeterli bulmadım.

Tam da yazımda bahsettiğim 'Daha iyiler'e neden daha az değer veriliyor"a örnek bir yorum olmuş ve üzüldüm açıkçası yorumunuza.

Kadın voleybol takımımızın iyi veya kötü olduğu hakkında hiçbir yargılamada bulunmadım. Sadece federasyonun devşirme oyuncu kullanmasını eleştiriyorum.

Melissa'ya ve ve Sinead'a "yabancı" denmesini doğru bulmuyorum. Hele yıllardır bu ülke için canla başla savaşan, Türk vatandaşı olan ve ay-yıldızlı forma altında bize sayısız maç kazandıran Melisa'mıza.

Ve Küba altyapısından yetişmiş olan ve Türkiye'de altyapıdan yetişip milli takım hayalleri kuran voleybol emekçisi kadınların emeğini çalan Vargas hanıma yabancı desek ne olur demesek ne olur? Tabii, Vargas'ı suçlamıyorum o bir profesyonel sporcu ve burada ekmeğini kazanıyor. Ben "benim dönemimde acilen kupa kazanmamız gerekiyor" diyerek şark kurnazlığı yapıp devşirme kolaycılığına kaçan federasyonu eleştiriyorum. Ayrıca, "bize sayısız maç kazandıran Melissa'mızın" kazandırdığı maçlarda nedense övünülecek bir şey göremiyorum.

Bu konuda benim görüşlerim şöyle:

  1. @aysacar, siz bir oyuncuyu sevebilirsiniz başkası başka bir oyuncuyu sever burada kimsenin şahsından bahsetmiyoruz.
  2. Adı geçen kişi devşirme oyuncu olduğu için adı geçiyor.
  3. Devşirme oyuncu tanımı: Türkiye Voleybol Federasyonu altyapı sisteminden yetişmemiş, yabancı bir ülkenin altyapısından yetişip vatandaşlık alıp Türkiye milli takımında oynama hakkı kazanmış kişiye denir.
  4. Voleybol 6 oyuncu ile oynanıyor. Bizim milli takımda sadece 4 oyuncu bu ülkede doğup büyümüş ve federasyonun alt yapısından yetişmiş oyuncular. Diğer ikisi devşirme oyuncu.
  5. Voleybola gönül vermiş oyuncular çok zorlu bir süreçten geçerek milli takımda oynama seviyesine gelebiliyorlar. Yıllar boyu antreman yapıyorlar, maçlara çıkıyorlar, bir sürü fedekarlıklar yapıyorlar ve gerçek bir emek harcıyorlar.
  6. Devşirme oyuncular ise bu süreci başka bir ülkenin altyapısında geçiriyorlar. Doğdukları ülkenin dili, kültürü ve voleybol sistemi ile yetişiyorlar. Bizim oynattığımız iki devşirme oyuncu Küba ve Trinidad altyapılarından yetişmişler.
  7. Herhalde bu gerçekleri kabul ediyorsunuzdur.
  8. Yoksa Türkiye'de federasyonun altyapısından yetişmiş bir oyuncu ile Küba altyapısından yetişmiş bir oyuncunun tamamen aynı statüde olduğunu mu söylüyorsunuz? Ben bunu kabul etmiyorum. Birine yerli oyuncu diyoruz diğerine devşirme oyuncu diyoruz.
  9. Başka ülkelerde yetişmiş bu iki oyuncu bu ülkede yetişmiş iki oyuncunun hakkını yiyorlar. Yani federasyon yerli oyuncuların emeğini çalmış oluyor.
  10. Ben bir oyuncuyum diyelim, yıllarca çalışmışım, milli takım seviyesine gelmişim ve federasyon benim yerime oynayacak dışardan bir oyuncu getiriyor. Siz olsanız ne hissederdiniz? "Emek hırsızları" diye isyan ederdiniz. Ama, Aylin Uysalcan, Tutku Burcu Yüzgenç, Beren Yeşilırmak, Defne Başyolcu gibi yüzde yüz yerli oyuncular isyan etmeden yedekte bekliyorlar çünkü bizim peşin yargılı federasyonumuz bu değerli oyuncuları "siz hiçbir zaman bir Vargas olamazsınız" diye yaftalamış. Voleybolumuza bu kadar zarar veren bu federasyon derhal istifa etmelidir. Tek amaç hiçbir zaman her ne pahasına olursa olsun turnuva kazanmak olmamalıdır.
  11. Bu durum, yıllarca oynatılmayı bekleyen, oynatılınca da yıldızlaşan Gizem Örge'yi hatırlatıyor, öyle değil mi?. Vargas'ın engellediği yukarda bahsedilen oyuncuların oynayabilselerdi yıldızlaşmayacaklarını kim söyleyebilir? Milli takım hayali ile yıllarca bu spora emek vermiş Türk kadınları milli takımda yer bulamıyor çünkü onların yerine dışardan getirilmiş iki oyuncu oynuyor. Siz de bu durumu çok doğal buluyorsunuz!
  12. Aradaki farkı görmüyor musunuz? Diyelim ki, ben voleybol emekçisi bir Türk kadını olarak, yıllarca çalışmışım, emek harcamışım, milli takım seviyesine gelmişim, ama federasyon benim yerime yabancı birisini oynatıyor. Federasyon Türk oyuncunun emeğini çalıyor, hakkını yiyor.
  13. Peki neden? Neden federasyon yabancı bir ülkenin altyapısından yetişmiş bir oyuncuyu tercih ediyor? Türk voleybolunun iyiliği için mi? Hayır. Sayın federasyon başkanı kendi döneminde kupalar kaldırabilmek için işin kolayına kaçıp hazır oyuncuyu yerli oyuncunun üzerine getiriyor.
  14. Devşirme oyuncuların yabancı oyuncu olmadığını söylüyorsunuz. Bunlar Türk vatandaşlığı almış olabilirler ama bu önemli değil başka bir ülkenin altyapısından gelip burada bizim yetiştirdiğimiz sporcuların hakkını yiyorlar ve siz bir kadın olarak bu haksızlığı onaylıyorsunuz. Anlaşılır gibi değil.
  15. Bu kadar basit. Federasyon başkanı kendi şahsi menfaati için Türk kadınlarının hakkını yiyor, altyapıya önem vermediği için de üst düzey oyuncu yetiştiremiyor ve gidip dışardan oyuncu alıyor. Yani net bir şekilde Türk voleyboluna zarar veriyor. Ve medyamız da bu kişiyi öve öve bitiremiyor.
  16. Bu konu bir oyuncuyu sevmek veya sevmemekle ilgili değil. Zaten halkımızın aşırı bir yabancı hayranlığı olduğu için devşirme oyuncuları bağırlarına basıyorlar. Medyamızın yabancı hayranlığı ise bütün ibreleri zorlayan bir seviyede olduğu için her daim yerlilerden daha çok prim yapan ve daha iyi magazin veren yabancıları sürekli parlatırlar.
  17. Bu konu Türkiye'de sporun neden kurumsallaşamadığı ile ilgili. Bizdeki federasyonlar kurumsal kurumlar değil, bunlar otoriter başkanların hakim olduğu derebeylikler olduğu için hiçbiri uzun vade plan yapıp altyapıya ciddi yatırım yapamaz. Altyapı yatırımları hep lafta kalır. Bu federasyon yabancı oyuncu devşirerek kendi altyapı programının başarısız olduğunu ve üst düzey oyuncu yetiştiremediğini itiraf etmiş oluyor. Vargas ve Kısal federasyonun başarısızlığının simgeleridir, başarısının değil.
  18. Ülkemizde kadın voleybolunun orantısız bir şekilde milli gurur meselesi yapılmasının toplumsal bir sebebi de var.
  19. Ülkemiz bize toplum olarak bayrak etrafında birleşip başarımızı kutlayabileceğimiz spor dışında hiçbir şey sunmuyor. Finalde oynadığımız takımlara bakın. Japonya, Kanada, Çin ve Brezilya. Günün sonunda biz bu ülkelerin hiçbirine kadın voleybolu dışında üstün gelemeyeceğimizin farkındayız. Ondan kadın voleybolunu kutsallaştırıyoruz. Bu ülkelerin vatandaşlarının kadın voleybolundan abartılı bir gurur çıkartmasına gerek yok. Japonya'nın onlarca dünya markası var, sayısız teknoloji buluşları yapmışlar, geleneksel sanatlarını korumaktan gurur duyuyorlar, Nobel kazanan bilim adamları var, deprem mühendisliği konusunda üstlerine yok, pratik zekaları ve iş bitiricilikleri ile övünüyorlar… O kadar övünecek şeyleri varken, bir Japon vatandaş neden kadın voleybolunu gurur meselesi yapsın ki? Bizim ise tek bir dünya markamız var: Filenin Sultanları. Biz de Filenin Sultanları ile övünüyoruz. Bunu anlıyorum ama madem voleybolunuzla övüneceksiniz o zaman yabancı oyuncu oynatmayacaksınız.
  20. Filenin Sultanları'nın 2023'ten önce kazandığı başarılar benim için çok daha anlamlıdır.
  21. Ben böyle hissediyorum, kimse katılmak zorunda değil.

Ayşe Acar'ın devşirme oyuncu olarak verdiği örnekler

Ayşe Acar: Kaldı ki bahsettiğiniz uygulama Türkiye'ye özgü değil. İtalya'nın yıldızlarından Ekaterina Antropova Rusya doğumlu, Paola Egonu İtalyan voleybolunun en büyük yıldızlarından biri ve Nijerya kökenli, Almanya'da Hanna Orthmann ve Camilla Weitzel gibi farklı kökenlerden gelen oyuncular var.

Paola Egonu: İtalya'da doğdu İtalyan altyapısından yetişti. Devşirme oyuncu değil.

Hanna Orthmann: Almanya'da doğdu, Alman altyapısından yetişti. Türk kökenli bir aileden gelmesi onu devşirme oyuncu statüsüne koymuyor.

Camilla Weitzel: Alman doğumlu ve Alman altyapısından yetişmiş. Devşirme oyuncu olması söz konusu değil.

Ekaterina Antropova: Rusya'da doğmasına rağmen erken yaşta İtalya'ya yerleşti ve İtalyan altyapısından yetişti.

Vargas: Küba doğumlu. Küba altyapısından yetişmiş. Küba milli takımında oynamış. Vatandaşlık alıp devşirme oyuncu olarak Türk milli takımında oynuyor ve o pozisyonda oynayabilecek Türk kadınlarının emeğini çalıyor.

Bir oyuncunun etnik kökeninden bahsetmiyorum ben, bu hiç önemli değil ve konu dışı. Bir oyuncu hangi ülkenin altyapısından yetişmiş ondan bahsediyorum. Verdiğiniz örnekler Vargas'ın devşirme oyuncu olduğu gerçeğini ve Türk oyuncuların emeğini çaldığı gerçeğini değiştirmiyor.

Demek ki, devşirme oyuncu oynatmak sadece Türkiye'ye özgü bir şeymiş. Devşirme sistemi şark kurnazlığıdır ve tam da bizim federasyonlarımızın armut piş ağzıma düş ekolüne uyar. Devşirme sistemi Türk atletizmini bitirdiği gibi, sayın federasyon başkanımız sayesinde kadın voleybolunu da bitirmiştir. Bundan sonra hiçbir federasyon altyapıya yatırım yapmaz, alır hazır oyuncuyu kaldırır kupaları. Halkımız da yabancıların hediye ettiği bu sahte başarılarla mutlu olur.

Ben federasyonun yerinde olsam, oynadığımız takımlardan, özellikle de bizden 9 cm daha kısa olan ama kolaya kaçıp uzun devşirme oyuncu almayacak kadar da milli gururları olan Japonlardan özür dilerdim ve haksız rekabetle kazanılmış bu kupayı iade ederdim. Bundan sonra da bütün rakiplerimiz gibi sıfır devşirme oyuncuyla oynardım. Milli gurur ve Türk karakteri bunu gerektirir.

Created: 2026-08-01 Sat 19:08