Table of Contents

Eğik düzlemde hareket, Newtoncu analiz

Özet

inclined_plane_1.png

Figure 1: Newtoncu eğik düzlem gösterimi

  • Galileo sadece ağırlıklarla çalışırken Newtoncular ivme ve güçle çalışıyorlar. Eğik düzlem üzerine çizdikleri bir karenin üzerine "güç okları" çiziyorlar ve bu güçleri analiz ediyorlar.
  • Temel güç yer çekimi oku ve her zaman dikeyde etki ediyor.
  • Bu problemde yerçekimi ağırlık, yani \(mg\) olarak temsil ediliyor:\[\text{Ağırlık}=mg\] (Bu cismin dikeyde ağırlığı, eğik düzlemdeki ağırlığı değil)
  • Ağırlığın iki bileşeni çiziliyor, eğik düzleme dikey \(F_{\perp}\) ve \(F_{\perp}\)'in ucuna dik olarak eklenen, eğik düzleme paralel güç, yani \(F_{||} = mg\cdot\sin(\theta)\).
  • Sonra, \(F_{||}\) gücü bu problemde temsil edilmeyen fakat Newton'un kutsal otoritesi ile göklerden bir ışık huzmesi ile bu problemin üstüne yansıyan \(F=ma\)'ya eşitleniyor\[ma = mg\cdot\sin(\theta)\]ve \(m\)'ler eleniyor:\[a = g\cdot\sin(\theta)\]
  • Yani Newtoncuların eğik düzlemde hareketin kütle \(m\) ile belirlendiği varsayımı da böylece buharlaşıyor çünkü bu ilişkideki \(m\)'ler eleniyor.
  • Bu problemde kütle \(m\) bir etken olmadığına göre, boşu boşuna \(F=ma\) yazmış olduk çünkü \(m\)'in etkisiz eleman olduğu ortaya çıktı, yani doğrusu \(F=a\) olmalıymış. Tabii bunu yazamayız çünkü birimler tutmaz, belki \(F\propto a\) yazabiliriz, bilmiyorum. Kütle terime \(m\)'nin elenmesi Fma'yı yanlışlar mı?
  • Ama fizikte kesin kuraldır, elenen terimler bir şekilde yaşamaya devam ederler. Yani hem \(F=ma\) doğrudur hem de içinde \(m\) olmayan \(a = a_g\cdot \sin(\theta)\) doğrudur.
  • Fizik eğitiminde ilk sömestirin ilk gününde Newtoncu fiziğin büyük başarısı olarak anlatılan eğik düzlem probleminin aslında matematiğin otoritesine değil Newton'un kutsal otoritesine bağlı olarak anlatıldığını görüyoruz. Newtoncu fizik matematiğin otoritesini değil Newton'un otoritesini kabul eder.
  • Fizikçiler için ders kitaplarında okudukları ve sınav geçmek için ezberledikleri bir eğik düzlem probleminde konuşacak tartışacak ne olabilir ki ama bence var, şimdi onlara bakalım.

Sürtünme var mı yok mu?

  1. Newtoncu analizde sürtünme hem var hem yok
  2. \(F_N\) okunu çizerken sürtünme var, ivmeyi hesaplarken sürtünme yok
  3. Burada, fizikçilerin açısından, "bu problemde sürtünme olmadığını varsayıyoruz" demek, sadece, sürtünme katsayısı \(\mu\)'yu kullanmıyoruz demektir.
  4. Galileo ise sürtünme konusunu eylemsizlik hareketine bağlayarak daha temel buluşlar yapmayı amaçlıyor.
  5. Galileo "sürtünme olmasaydı ne olurdu?" sorusunu sorarak eylemsizlik yasasına doğru giderken, fizikçiler için "bu problemi sürtünme katsayısı \(\mu\)'yu kullanmadan çözelim" demektir, başka da bir anlamı yoktur.

Sürtünmede fizik kaypaklığı

  1. Fizikte aynı problem içinde bir terimin aynı anda hem var olması hem de var olmaması çok sevilen ve hep kullanılan bir demagoji tekniğidir.
  2. Bu problemde, duruma göre, sürtünme hem vardır hem yoktur.
  3. Daha da önemlisi cismin kütlesini temsil eden \(m\) terimi hem vardır hem yoktur. Bu cisim öyle bir cisim ki, kütlesi hem var hem yok.
  4. \(m\)'yi eleyince ne oluyor? \(m\) elenince eğik düzlemde kütlesiz bir cisim mi kalıyor?
  5. Fizikçiler yaptıkları cebirsel işlemlerin (\(m\)'yi elemek gibi) fiziksel sonuçlarını kabul etmiyorlar, yani cebiri Newton'un otoritesi ile geçersiz kılıyorlar. Bu fiziksel bir problem olduğuna göre ve \(m\) de cismin kütlesi olduğuna göre, \(m\) yok olunca cismin de yok olması gerekir.
  6. Bir cismi kütlesinden ayıramayacağımıza göre kütleyi temsil eden terim buharlaşınca cismin de buharlaşması gerekir.
  7. Ama fizikçiler \(m\)'in elendiğine çok şaşırmış gibi gözüküyorlar ve "aa, şu işe bak, \(m\) elendi demek ki bu problem kütleden bağımsızmış" diyip yollarına devam ediyorlar. Halbuki burada durup, "bu problem bir Fma problemi değilmiş" demeleri gerekirdi.

Fma kaypaklığı

  1. İlk adımda "Newton'un 2. yasası" diyerek Fma yazıyorsunuz ve bu problemin bir güç ve kütle problemi olduğunu ilan ediyorsunuz. Fakat, bir sonraki adımda \(m\)'yi eliyorsunuz ve \(F=a\) kalıyor. Bu hem fizik olarak anlamsız bir ifade hem de zaten \(F\) de eleniyor. Yani \(F\) ve \(m\) gidiyor geriye sadece ivme \(a\) kalıyor. Newton'un 2. yasası diye yazdığınız şey yasa masa değilmiş paramparça olup dağıldı.
  2. Ama dağılmıyor. Fma'nın terimleri eleniyor (veya elendiklerini söylüyorsunuz) ama kendisi Fma olarak yaşamaya devam ediyor. Yani, elediğiniz terimler tam olarak elenmiyor, hayalet terimler olarak yaşamaya devam ediyorlar.
  3. Fma'yı hayalet terimleri görünür yaparak yazarsak, Fma: \[F_{ghost} = m_{ghost}\cdot a\] İvme \(a\) da hayalet mi değil mi bilemedim.
  4. Burada aslında \(m\)'nin kütle değil ağırlık olduğu anlaşılıyor. Cismin ağırlığı eğimde başkadır, dikeyde başkadır. (Belki de cismin dikeydeki ağırlığına kütlesi diyorlar.)
  5. \(F_{||}=mg\cdot \sin(\theta)\) için de durum aynı. Burada \(m\) elendiğine göre ve hatta \(F_{||}\) elendiğine göre gerçek ifade \(a_g\cdot \sin(\theta)\) olacaktır.
  6. Peki \(a_g\cdot \sin(\theta)\) nedir? Eğimdeki ivmedir yani\[a_{\text{eğim}} = a_{\text{dikey}}\cdot\sin(\theta)\]yani\[a_{dikey} \equiv a_g \equiv g\]

Kütle \(m\) neden bu işin içine girmiyor?

  1. Belki kütle diye bir şey yoktur. Bu da Newtoncu bir aldatmaca olabilir. Newton yalancısının dediği her şeyin yalan olduğu ve doğrulanmaya muhtaç olduğu varsayılmalıdır.
  2. Sadece ağırlık var o da bulunduğu yere göre değişiyor. Anlamsız gibi geliyor ama arada bir anlamsız şeyler de yazmak gerekiyor.
  3. Eğimde bile ağırlık değişiyor
  4. Biz cismin dikeydeki ağırlığını "gerçek" ağırlık olarak tanımlıyoruz.
  5. Zaten kütle denen şey atomik materyalizm (atomik maddecilik) varsayılırsa ortaya çıkan bir şeydir. Madde reddedilirse o zaman kütle yerine yeni bir kavram kullanmamız gerekir.

Sürtünme katsayısı \(\mu\)

  1. Fizikte "bu problemde sürtünme yok" demek "bu problemde sürtünme katsayısı \(\mu\)'yu kullanmıyoruz" demektir. Bu kadar basit. Galileo ise sürtünme yokluğunu eylemsizlik hareketine ulaşmak için kullanıyor.
  2. Sürtünme yüzeye ne kadar sert basıldığına bağlıdır. Yani ağırlıkla ilgilidir. Sürtünmeyi bile kuvvet yapmışlar:\[F_{friction}=\mu\cdot F_N\]yani bildiğimiz Fma'nın sürtünmeye uygulanması, kütle \(m\) yerine sürtünme katsayısı \(\mu\) kullanılmış.

Sürtünme yok ne demek?

  1. Bu problemde sürtünme yok diyoruz ama bu ne demek?
  2. Sürtünme yok diyerek bu problemi fiziksel bir problem olmaktan çıkartıp fizik dışı bir problem olarak tanımlamış oluyoruz.
  3. Sürtünme yok demek devridaim makineleri yapmak mümkündür demektir. Ama bu dünyada sürtünme yok edilemediği için devridaim makinaları da yapılamaz. Bu fiziğin formüle ettiği enerji koruma yasaları kadar temel bir yasadır. Bedava enerji yoktur.
  4. Sürtünmeyi yok edemiyoruz ama alternatif bir dünyada sürtünme yok diyerek bu problemi doğa üstü bir probleme dönüştürmüş oluyoruz. Peki doğa üstü bir varsayımdan başlayıp içinde yaşadığımız sürtünmeli dünya hakkında doğru bir sonuca varabilir miyiz?
  5. Bu dünyada sürtünmesiz hareket olmadığı gibi ölümsüz canlı da yoktur. Biz "ölümsüzlük varsayalım" diye başlarsak doğru sonuçlar alma imkanımız olur mu? Tabii ki olamaz. Aynı şey sürtünmesizlik için de geçerlidir.
  6. Galileo sürtünmesizlik varsayarak eylemsizlik hareketine doğru gidiyor. Bu ayrı bir konu burada bakamayız ama eylemsizlik konusunda yazan Galileo, Descartes ve Newton da sürtünmesizlik varsayarak hatalı sonuçlar çıkartmışlardır. Newton'un eylemsiz hareket tanımı saçmalığın zirve yaptığı yerdir.
  7. Evet bu problemde hem sürtünme var hem sürtünme yok durumu oluyor.
  8. \(F_{\perp}\) gücü eğik düzlemdeki cismi aşağı çekerek sürtünme yaratıyor ve yukarı doğru bir "normal güç", \(F_N\), yaratıyor. Sonra, bu problemde sürtünme yok diyorlar ama sürtünme sonucu yaratılmış \(F_N\) gücü şekilde duruyor. \(F_{\perp}\) ve \(F_N\) birbirlerini eliyorlarmış yani bunlar etkisiz eleman olarak şekli süslemekten başka bir görevleri yok.

Sürtünmeyı hata olarak kabullenmek

  1. Aslında doğru söylem "sürtünme yoktur" demek değil, "bu problemde sürtünmenin etkisini dikkate almıyoruz" demektir. Yani sürtünmeyi hata değeri olarak görüp problemde yok saymalı.
  2. Sürtünme yok değil, sürtünmeyi yok sayıyoruz demek daha doğru olurdu.

\(m\)'leri eleyebilir miyiz?

  1. burası neden boş. Kaç kere yazdım m'ler elenemez diye

Newton'un ikinci "yasası" \(F=ma\) bu probleme nasıl giriyor?

  • \(F=ma\) şeysi "Newton'un 2. yasasını uygulayalım" denilerek probleme dahil ediliyor ve bu yasal güç problemde temsil edilen \(F_{||}\) gücüne eşitleniyor. Eğer bu problemde temsil edilmeyen Newton'un 2. yasasını \(F_x = m_x a_x\) olarak yazarsak, o zaman \(F_x = F_{||}\) diyemeyiz çünkü \(F_x\) bilinmeyen bir şeydir. Bu problemde \(F_N, F_{||}, F_{\perp}, F_{mg}\) güçleri temsil edilirken \(F_x\) diye bilinmeyen bir güç, Newton'un yasası bile olsa, \(F_x = F_{||}\) diyemeyiz çünkü \(F_x\)'in değeri nedir bilmiyoruz. Değeri yok.
  • Burada tek amaç daha önce Newton'un kutsal otoritesine saygı duruşu için yazılan \(m\) harflerini elemek.\[F_x = m_x a_x = m a_g \sin(\theta) = F_{||}\] burada \(a_x\) ile \(a_g\)'yi eleyemediğimiz gibi, \(m_x\) ile \(m\)'yi eleyemeyiz.
  • Zaten fizikçiler bu terimleri bu problemi Newtoncu bir problem gibi göstermek için yazıyorlar
  • \(m\) terimlerinin elenmesi değil baştan hiç yazılmaması gerekirdi.

Fma neden devreye giriyor?

  1. Bu problemde \(F\) ve \(m\) etiketleri gereksiz yere yazıldı. Probleme bir katkıları yok, Newton'un kutsal otoritesine saygı duruşu olarak yazıldılar.
  2. Newton'a saygımızı gösterdikten sonra bu terimleri eleyebiliriz çünkü bu problemde \(F\) ve \(m\) etiketleri ile bir işimiz yok. Newtoncuların yaptığı da bu zaten.

Fma bu problemde yok

  1. "Fma'yı uygulayalım" diyorlar. Bu \(F\) neyin \(F\)'si? Değeri nedir? Değeri yok. Bu problemde neyi temsil ediyor? Bu problemde bir ok olarak işaretlenmiş bir gücü temsil ediyor mu? Hayır.
  2. Bu \(F\) bu problemle bir ilgisi olmayan ve değerinin ne olduğu bilinmeyen bir \(F\). Değeri yok çünkü bu "Newton'un ikinci yasası" olarak markalaştırılmış boş bir etiket, ne fiziksel ne de matematiksel bir anlamı var.
  3. Göklerden inen bu Fma'yı \(F_x= m_x a_x\) olarak yazıyoruz, çünkü terimlerinin hiçbiri bilinmiyor.
  4. Bu problemde \(F_N, F_{\perp}, F_{||}, F_{mg}\) diye güçler temsil ediliyor ve oklarla işaretleniyor fakat \(F_x\) diye bir güç yok.
  5. Aslında, \(m\) diye bir terim de şekilde temsil edilmiyor. Cismin kütlesini temsil eden \(m\) sadece \(F\) terimleri içerisinde gizlenmiş ve elenmesini bekleyen ideolojik bir süs ve boş bir etiket.
  6. Fizikte çok kullanılan Deus ex mahchina yöntemi ile bu Fma şeysi probleme eklemlenir ve gereksiz terimleri eleme işini yüklenir.
  7. Burada tabii "Deus" olan Newton'un ta kendisi. Fma'nın göklerden inişini Newtonus ex machina diye daha doğru olarak tanımlayabiliriz. Tabii Newton tam tanrı yapılmamıştır, kendisinin sıfatı "tanrılara en yakın fani"dir ve tanrı değil Mekanik Musa'sıdır yani bir peygamberdir.
  8. Böyle şeyler ancak çizgi filimlerde ve peri masallarında olur.

\(F_x = F_{||}\) ne demek?

  1. Bilinen güç \(F\) paralel, (\(F_{||}\)) bilinmeyen bir etikete, \(F_x\)'e eşitleniyor. Yani anlamsız bir iş yapılıyor.
  2. \(F\) ve \(m\) terimlerinin neden yazıldığını fizikçilerin ağzından şu şekilde açıklayabiliriz: \(F_{||}=mg\cdot\sin(\theta)\) ifadesini yazmıştım ama burada \(F_{||}\) ve \(m\) terimleri bu problemde etkili olan gerçek nicelikler değiller, ben onları sadece Newton'un otoritesini kutsamak için yazmıştım. Eğik düzlemde hareketin \(F\) ve \(m\) ile ilgisi olmadığı için doğru sonucu alabilmek için onları elemem gerekiyor. Bu iş için de Newton'un otoritesine sığınıyorum ve "Newton'un 2. yasasını" uyguluyorum ve bu üç sihirli harfi, Mfa, kullanarak gereksiz terimleri eliyorum.
  3. Evet Newtoncu fizikçi böyle akıl yürütüyor. Fakat, burada Newton'un 2. yasası diye bir şeyi uygulayabilmek için onun bu problemde temsil edilmesi gerekiyor. Demek ki fizikçiler Newton'un otoritesini kullanarak matematiğin otoritesini ezip geçebiliyorlar.
  4. Zaten Newtoncu ideolojik terimleri eleyince geriye bir ivme teriminden başka bir şey kalmıyor. Demek ki bu özünde bir kinematik problemi imiş.
  5. Zaten Galileo da hiçbir Newtoncu ideolojik güç terimleri kullanmadan bu problemi basit bir kinematik problemi olarak sadece geometri ile çözüyor.
  6. Fizikçilerin Newtoncu ideolojik terimleri yazıp silerek tarikatlarının şeyhi Newton'a ayin yapmaları onları sadece komik duruma düşürüyor.
  7. Bu problemde sürtünme yok ama çok ağır bir fizik kaypaklığı var.

\(F=ma\) mı yoksa \(F=a\) mı?

  1. \(F=ma\) yazarak işe başlıyoruz ama sonra \(m\)'yi eliyoruz ve geriye \(F=a\) kalıyor veya en azından Temel mantığının değil de temel mantık kurallarının uygulandığı bir dünyada \(F=ma\)'dan \(m\)'yi çıkartırsanız geriye \(F=a\) kalması gerekir. Ama fizikçiler bunu yapamaz çünkü \(F=a\)'nın birimleri tutmuyor. O zaman ne yapmalı? \(m\) harfini hem var hem yok yapmalı. \(F=a\) aslında \(F=ma\)'dır ama buradaki \(m\) elenmiş \(m\)'dir ve sadece Newtonun müritleri fizikçilere gözükür.

Galileo ve Newtoncu inceleme farkları

  1. Newtoncu fizik incelemesi şöyle özetlenebilir: Lise ders kitaplarına girmiş araştırma değeri olmayan, fiziğin çoktan çözdüğü kabul edilen ve sadece örnek problemleri çözmek için öğretilen sınav sorusu.
  2. Halbuki Galileo için serbest düşüş ve eğik düzlemde hareket yeni bir bilimin önemli araştırma konularıydı.
  3. Peki fizik serbest düşüş ve eğik düzlemde haraketi temelinden çözmüş mü? Fizikçilere sorarsınız çoktan çözmüşler ama bana göre çözememişler. Newton'un otoritesini kullanarak matematiksel el çabukluğu ile çözermiş gibi yapıyorlar.
  4. Benim eleştirdiğim, sorguladığım konular:
    1. Fma şeysinin kullanımı. Şeysi diyorum çünkü bu tanım mıdır, denklem midir, hem gücü hem kütleyi tanımlayan çifte tanım mıdır, bir orantı mıdır, veya \(m\) terimi her zaman elendiğine göre aslında \(F\propto a\) mıdır? Bilemiyoruz. Belki de bunların hepsidir ve fizikçiler duruma göre istedikleri tanımı seçiyorlardır. Bu da fiziğin okulculuk olduğunu ve klasik okulcuğun en kaypak demagojilerinden biri olan kazuistik (safsata) yöntemini resmi olarak kullandığını gösterir.
  5. Galileo \(g\) veya \(m\) gibi sayısal veya ideolojik terimler kullanmaz.
  6. Fizikçilerin okulculuk mesleği onları Newton tarikatının müridleri yaptığı için zorunlu olarak Newtoncudurlar. Bunun için Galileo'nun basit bir kinematik problemi olarak çözdüğü bu problemi Newtoncu güçlerin egemen olduğu bir dinamik problemmiş gibi çözmek isterler.

Eğik düzlem probleminde karşımıza çıkan temel fizik kavramları

  1. Galileo için eğik düzlemde hareket kinematik bilimini tanımladığı temel bir araştırmaydı. Newtoncu fizik ise bu temel kavramları Newton'un çözdüğünü ve en doğru şekilde yasalaştırdığını bir fizik propagandası olarak yüzyıllardır insanlığa dayatmaktadır.
  2. Halbuki, Newtoncu analiz ile Galileo'nun analizini karşılaştırdığımızda Newtoncu analizin matematiksel bir analiz değil Newton'un kutsal otoritesini kullanarak Newton'un absürd dünya görüşünü gerçek doğaya dayatmak için uydurulmuş bir sahtekarlık olduğunu görüyoruz.
  3. Galileo sadece matematiğin otoritesini kullanırken, Newtoncu fizik problemi Newton'un otoritesine bir dua şeklinde Newtoncu fiziğin bazı marka terimlerini yazıp silerek uyguluyor. Newtoncu ideolojik terimleri yazıp elimine ederek Galileo ile aynı sonucu elde ediyor fakat Newtoncu ideolojik terimleri bir kere yazmış olduğu için de bu problemin Newtoncu dinamik bir problem olduğunu iddia ediyor. Bu açık bir aldatmacadır.
  4. Evet, Galileo da aslında "momento" ve "impeto" gibi geometrik şekilde temsil edilmeyen etiketler kullanarak matematik dışına çıkıyor ama Galileo kendisinin veya Aristo'nun otoritesini kullanarak matematiğin otoritesini aşağılamıyor.
  5. Galileo da, biraz da akademik zorunluluklardan dolayı, Aristo'nun hareket teorilerine bağlı kalıyor fakat bunu Aristo'ya bir ayin gibi yapmıyor.
  6. Galileo serbest düşüş ve eğik düzlemde hareket konularını yeni bir bilim olarak inceliyor ve kinematik biliminin temellerini atıyor.
  7. Tarih Newtoncular tarafından yazıldığı için onlar Newton'un Galileo'nun buluşlarını geçersiz kıldığını ve onları çöpe attığını söylerler.
  8. Modern fizik analizine baktığımızda ise açıkça bir ayin görüyoruz. Newtoncu tarikatın müritleri tarafından üç yüz yıl boyunca geliştirilmiş bir ayin.
  9. Newton'un Galileo'nun kinematik sonuçlarının altındaki "fiziksel" gerçekleri bulduğu propagandasını sürdürmek için eğik düzlemde duran cismin her tarafına "güç okları" ekliyorlar. Çünkü Galileo olaya sadece kinematik ve geometrik olarak bakmışken, Newton ve müritleri sözde "dinamik" olarak bakıyorlar. Yani bu güç oklarını yazdıkları için Newton'un "dinamik" çekim gücünü kullandıklarını söylüyorlar.
  10. Fakat bu propaganda bir propagandadan başka bir şey değildir ve yanlıştır çünkü Newtoncu fizik analizi de Galileo'nun kinematik sonucunu elde ediyor.
  11. Yani yazılan çizilen bütün güç okları sadece Newton'un otoritesine bir dua olarak yazılmış ve dua bitince de elenmişlerdir. Kimse fizikçilerin bir sürü güç oku çizip sonra da hepsini sildiğini inkar edemez çünkü işte fizikçilerin bulduğu sonuç:\[a_{\text{eğim}}= a_{\text{dikey}}\cdot \sin(\theta)\] veya \[a=g\cdot \sin(\theta)\] yani eğimde ivme, ivme dikeydeki ivmeden \(\sin(\theta)\) kadar daha azdır.
  12. Nerede güç terimleri? Nerede kütle terimleri? Newtoncu çekim gücü olmadan, bu çekim gücünün çektiği kütleler olmadan bir konu dinamik olamaz.
  13. Galileo'nun bulduğu sonuç da aynı, fakat Galileo ağırlık ile çalıştığı için bu sonucu buluyor:\[\text{Eğimde ağırlık} = \text{Dikeyde ağırlık}\cdot\sin(\theta)\] veya Galileo'nun kullandığı \(G\) etiketli ağırlık için yazarsak:\[G_{\text{eğim}}=G_{\text{dikey}}\cdot\sin(\theta)\]
  14. Burada fizikçilerin Fma sahtekarlığının gerçek yüzünü de görüyoruz.
  15. Burada Newton'un müritleri fizikçiler tamamen kinematik bir problemin üzerine "Newtoncu" olduğu varsayılan güç okları yapıştırarak bu problemi sanki Newtoncu dinamik bir problemmiş gibi sunmaya çalışıyorlar.
  16. Fizikçiler burada "güç F" üzerinden kaypak bir kelime oyunu yapıyorlar.
  17. Newtonculukta iki türlü güç var:
    1. Bu problemde olduğu gibi, temas güçleri var. Eğimdeki cisim eğik düzleme baskı yapıyor ve bu baskıdan iki temas gücü \(F_N\) ve \(F_{\perp}\) güçleri doğuyor.
    2. Bir de Newton'un tanımladığı, doğa üstü özelliklere sahip bir güç var.
    3. Bu doğa üstü güç mesafeleri zaman geçmeden kat ediyor ve çok da akıllı bir güç olduğu için uzakta hareket ettirmek istediği cismin kütlesini anında hesaplayıp Newton'un hareket yasalarına göre ne kadar güç uygulaması gerektiğini de hesaplıyor ve uyguluyor ve Newtoncu hokus pokus elemtere fiş kem gözlere şiş yöntemiyle uzaktaki cismi kendine doğru çekiyor.
    4. Fizik eğitimlerinin ilk günlerinden itibaren Newton'un otoritesine körü körü inanmak üzerine endoktrine edilen talebeler de fizik kariyerleri boyunce peri masallarında bile inandırıcı olmayacak olan bu absürd güce inanırlar.
    5. Newtonculuk bir tarikattır. Avrupa okulculuğunda Aristocu tarikatın yerini almıştır. Fizikçiler aslında Newton'un fizik tarikatının şeyhi olmadığını bu rütbenin artık Einstein'ın olduğunu söyleseler bile gerçek şeyh Newton'dur. Einstein bile "normal hızlarda benim teorim Newton'un teorisi ile aynı olur" diyerek Newton'a saygısını belirtmiştir. Zaten, Newton kendi dinamik dünyasının alameti farikası olan "Newtonun evrensel yerçekimi sabiti G" denen şeyi Einstein'ın denklemlerinin tam ortasına dikerek kimin patron olduğunu göstermiştir. Einstein "benim teorimde Newton'un ki gibi saçma bir çekim gücü yoktur, yerçekimi bir çekim değildir, geodesik üzerinde serbest düşüştür" gibi şeyler söylese bile Newton'un çekim gücü birimi olan G'si Einstein'ın denklemlerine da ayar vermektedir.

Galileo ve Newtoncu inceleme tablosu

Galileo Newton
Güç kavramı kullanmıyor Her şeyi güç okları ile açıklıyor
Sadece ağırlık kavramını kullanıyor Ağırlık yerine ivme kullanıyor
Koordinat kullanmıyor Koordinat kullanıyor
Ağırlık = \(mg\) kullanmıyor Ağırlık = \(mg\) kullanıyor
Ağırlık yer çekimidir demiyor Ağırlık Newtoncu çekim gücüdür
\(F=ma\) diye bir şey kullanmıyor Bize her şey \(F=ma\) diyor
Sürtünme yoktur diyerek Sürtünme yoktur demek sürtünme
eylemsizlik hareketine gidiyor katsayısı \(\mu\)'yu kullanma demek
Eğik düzlem yeni bir bilim Eğik düzlem çoktan çözülmüş
  basit bir sınav sorusu

Bu problemde resmedilen Newtoncu güçler

  • Bu problemde fizikçiler şu güçleri yazıyorlar:
\begin{align*} F_{mg} &= m_g\cdot a_g\\ F_{\perp} &= mg\cdot \cos(\theta)\\ F_N &= F_{\perp}\\ F_{||} &= mg\cdot \sin(\theta)\\ \end{align*}
  • [Burada \(m\) yerine \(m_g\) yazınca sanki \(m\) kütle değil de ağırlıkmış gibi oluyor. \(a_g\equiv g\) bu anlaşılır ama $mg yazarak \(m\)'nin de \(g\) tarafından belirlendiği söylemek \(m\)'nin ağırlık olduğu anlamına gelebilir. Belki de \(m\) ağırlık olduğu için elenmektedir. Tam anlayamadım]
  • Görüldüğü gibi bu problemde "Newton'un ikinci yasası \(F=ma\)" diye bir güç yok.
  • Fakat fizikçiler Newton'un otoritesini kullanıp bu bilinmeyen gücü probleme uyguluyorlar.
  • Bu göklerden ışınlanan Newton'un ikinci vahyi \(F=ma\) bilinmediğine göre şöyle yazabiliriz:\[F_x=m_x a_x\]
  • \(F_x\)'in ne olduğu belli olmadığı için fizikçilerin yaptığı gibi \[F_x=F_{||}\] eşitliğini kuramayız.
  • Yani\[F_x=m_x a_x = m a_g \sin(\theta)\] eşitliğini yazarak \(m_x\) ve \(m\)'yi eleyemeyiz çünkü \(m_x\) nedir hiçbir fikrimiz yok

Newtoncu güç bu problemde bir etken değilse fizikçiler onu neden yazıyor?

  • Newtoncu fizikçiler için her problem bir güç problemi olduğu için bu problemi de güç terimleri kullanarak çözmeye çalışıyor:\[\text{Güç}\equiv\text{Kuvvet}\equiv\text{Force}\equiv F\]
  • Fakat bu problemin Newtoncu çekim gücü ile ilgisi olmadığı için \(F\)'ler eleniyor.
  • \(F\)'ler neden yazılıyor ve neden eleniyor?
  • \(F\)'ler elendiğine göre bu problemin \(F\)'lerle ilgisi yok diyebiliriz

\(F_{N}\) ve \(F_{||}\) güçlerinin eşit olması

  • Bu iki gücün dengede olduğu söyleniyor
  • Dengede oldukları için birbirlerini eliyorlar ve eğik düzlemde hareketi etkilemiyorlar
    • Dengede oldukları için birbirlerini elemezler. Tam aksine cisim düzleme baskı yapmaya devam eder.
    • Fizikçiler bunlar birbirlerini eler derken eğik düzlemde harekete bir katkıları olmaz demek istiyorlar
  • Yani fizikçiler bu iki gücü eğik düzlemde duran ve cismi temsil eden kareyi süslemek için kullanıyorlar. Fizikçiler demek ki ok çizmeyi seviyorlar. Problemle ilgisi olmasa bile güzel görünüyor diye bu iki oku da çiziyorlar
  • Bu iki güç de etkisiz eleman olduğu için daha fazla bunlar hakkında yazmamıza gerek yok

Fizikçiler için bu basit bir sınav sorusu

  • Galileo için eğik düzlem problemi bir araştırma konusu iken fizikçiler için eğik düzlem konusu sınavlarda sorulan bir sorudan başka bir şey değil. Talebeler bu problemi ezberliyorlar ve verilen eğim açısı, ağırlık vs. gibi verileri kullanarak ivmeyi hesaplıyorlar. Fizik açısından bu problemin başka da bir anlamı yok.
  • Bu problem fizik ders kitaplarına girmiş, araştırma değeri olmayan, fiziğin çoktan çözdüğü kavramları anlatan ve sadece pedagojik değeri olan örnek bir sınav sorusu.
  • Galileo için serbest düşüş ve eğik düzlemde hareket yeni bir bilimin önemli araştırma konularıydı.
  • Peki fizik, eğik düzlem hareketini temelinden çözmüş mü? Fizikçilere göre çözmüşler ama bana göre çözememişler. Bu eğik düzlem problemini Newton'un otoritesini kullanarak el çabukluğu ile çözmeye çalışıyorlar.
  • Eğik düzlem konusu fizikte ilk sömestirde öğretilen ve tek amacı sınavda soru olmak olan bir konu, kesinlikle araştırma değeri yok. Eğik düzlem problemleri Fma yazılarak çözülüyor ve doğru sonuç elde ediliyor, bunun dışında bir şey bilmemize gerek yok. Newton'un adı geçiyor, Newton'un bir yasasını da kullanıyoruz, daha ne olsun! Newton'un büyüklüğü bir kere daha ispatlanmış oluyor. Aynı problemin Newtoncu ideolojik terimleri yazıp silmeden çözülebileceğinin hiçbir önemi yok. Sahte nicelikleri yazıp silmenin sahtekarlık olduğu hiç önemli değil.

Eğik düzlem Galileo için temel araştırma konusuydu

  1. Galileo eğik düzlemi bir araştırma konusu olarak görüyordu ve buradan kinematikle ilgili temel sonuçlar çıkartıyordu. Fizikçilerin ise amacı tamamen farklı. Fizikte eğik düzlem bir sınav problemi olarak sunuluyor ve talebelerin kalıplaşmış standard Newtoncu yöntemleri ezberleyerek sınavlarda benzer problemleri çözmeleri amaçlanıyor. Yani fizikçiler için burada sorgulanacak bir şey yok.
  2. Fizikçiler için sorgulanacak kavramlar olmayabilir ama bizim için ağırlık, kütle, yer çekimi, serbest düşüş, eğik düzlemde hareket, ivme, sürtünme, çekim gücü, Newtoncu sahte doğa yasaları vs. gibi kavramlar fizik tarafından çözülmediği için sorgulanmaları gerektiğine inanıyoruz.
  3. Fizikçilere göre, fizik bu kavramların tartışmasız sahibidir ve Newton bu kavramların hepsi için doğru tanımlar vermiştir ve tartışacak bir şey kalmamıştır.
  4. Akademik fizikçiler bu konuların sahibidir ve onlar ne diyorsa doğrudur. İnsanlığın kitap bilgisi, buna fizik de dahil, profesyonel bir sınıfın tekelinde olmuştur, tarih boyunca.
  5. Newton fiziğin bütün temel tanımlarını yapmıştır, Newton'un müritleri de gerekli bütün birimleri tanımlamışlardır. Ve artık ders kitaplarına girmiş bu konularda tartışılacak bir şey yoktur.
  6. Eğik düzlem problemi \(F\) ve \(m\) gibi dinamik görünümlü Newtonculuğa ait marka terimler kullanılarak çözülmüştür ve doğru sonuçlar alınmıştır.
  7. Galileo'nun aynı problemi \(F\) ve \(m\) gibi Newtoncu ideolojik ve dekoratif terimler kullanmadan çözmüş olması Galileo'nun iyi bir Newtoncu olmadığını gösterir. Bütün bilim tarihi Newton'a bir hazırlıktır, Galileo da bilse de bilmese de Newton'un yasalarını kullanarak buluşlarını yapmıştır. Bu tür tarihçiliğe de "whig history" deniyor. (Türkçesi Temel tarihi. Temel tarih yazsaydı böyle yazardı.) Kazananların yazdığı tarih. Aristo bile proto-Newtoncu be, ne diyorsun sen…
  8. Bütün bilim tarihi Newton denen "tanrılara en yakın" bir fani olan mekanik peygamberine hazırlak olarak var olmuştur. Galileo da haddini bilecek… der fizikçiler, çağımızın okulcu doktorları.

Ağırlık konusu

\(mg\) olarak ağırlık

  • Fizikçilerin eğik düzlem incelemisinde ağırlık \(mg\) olarak gösteriliyor ve Newtoncu çekim gücüne bağlanıyor:\[F_{mg} = m_g a_g\]
  • Ağırlık \(mg\) sadece dikeyde etki eder.

ağırlık ve ivmenin ilişkisi nedir?

  • Newtoncular eğik düzlemde ivmenin dikeyde ivmenin sinüs theta ile eksiltilmiş halidir diyorlar
  • [İvme, ilk birim zamanda varılan hızdır. Yani ivme birim hızdır. Bu birim hızı her birim zamanda varılan hıza ekliyoruz. Hız sabit ivme ile artıyor çünkü her birim zamanda aynı birim ivmeyi ekliyoruz.]
  • Galileo ise eğik düzlemde ağırlık dikeyde ağırlığın sinüs theta ile eksiltilmiş halidir diyor.
  • Ağırlık ivmedir diyebiliyor muyuz?
  • Galileo ve fizikçilerin söylediği aynı şey gibi görünüyor
  • Ağırlık ivmenin durağan halidir
  • Bir ipe asılı bir cismin ipe yaptığı etkiyi ölçerek ağırlığını bulmuş oluyoruz
  • Bir cismin dikeyde ölçülen ağırlığına da onun gerçek ağırlığı diyoruz
  • Ağırlık dediğimiz şey bu. Düşmek isteyen cismin ipi ne kadar gerdiğini ölçüyoruz ve buna ağırlık diyoruz.
  • Biz dikeyde ölçtüğümüz ağırlığı cismin gerçek ağırlığı olarak tanımlamışız ama aynı cismin ağırlığını eğimde ölçersek bu ağırlığın \(mg \sin(\theta)\) olarak azaldığını görürüz.
  • Peki eğimde ağırlığı nasıl ölçüyoruz? Galileo'nun yaptığı gibi ölçüyoruz yani dikeyde sarkan ve eğimde duran iki ağırlığı dengeleyerek ölçüyoruz.
  • Dikeyde ağırlık, eğimde ağırlık
  • "Ağırlık ivmedir" diyemiyoruz, veya ağırlık ivmenin sabit veya durağan hali de diyemiyoruz çünkü cismin de bir katkıda bulunması gerekiyor yoksa her cismin ağırlığı aynı olurdu. Bütün cisimler \(g\)'ye bağlanmış olurdu, sadece \(g\) değişince ağırlık değişirdi ama böyle olmuyor.
  • Cismin de bir katkıda bulunması gerekiyor. Newtoncular cisim kütlesi ile katkıda bulunsun demişler. Burada bir şeyleri yanlış anlıyor olabilirim. Zamanla anlarım herhalde.
  • Yoğunlukları aynı ve aynı maddeden yapılmış iki ağırlık alalım. Birisi diğerinin iki katı hacimde olsun. Bu ikisini birer ipten sarkıtalım. Daha hacimli olan ağırlık ipi daha çok gerecektir ve ona daha ağır olan diyeceğiz. Yani sadece ağırlık \(\propto\) ivme demek yetmiyor.
  • Fakat serbest düşüşte her cismin ağırlığı aynıdır yani ağırlık yoktur. Garip şeyler. Bu konuyu Newtoncu dogmalardan kurtulup çözmek istiyoruz.
  • Serbest düşüş, adı üstünde, hiçbir engelle engellenmeyen düşüş. Bu düşüş engellenince bu sefer cisim ağırlık kazanıyor. Cisim dikeyde bir ağırlık kazanıyor, eğik düzlemde daha az ağır oluyor. Bir de \(g\)'nin değeri değişince ağırlık azalıyor. Ayda \(g\) daha küçük olduğu için cismin ağırlığı daha az oluyor.
  • Yani serbest düşüşte ağırlık sıfır mıdır? Serbest düşüşte ağırlık nereye gidiyor.

güç, ağırlık ve ivme

  1. İvme ve ağırlığın ilişkisi nedir?
  2. Burada \(a\) = cismin eğik düzlemde ivmesi ve \(g\) = cismin dikeyde ivmesi
  3. Galileo aynı problemi sadece ağırlıklarla çözüyor, ivmeden bahsetmiyor
  4. Dikeyde tam ivme ile düşerken cismin ağırlığı yok oluyor? Nereye gidiyor?
  5. Aynı ağırlığı bir ipten asıp ivmeyi sıfırlıyoruz bütün ivme ağırlık olarak kendini gösteriyor yani cismin ipi ne kadar gerdiğini ölçüp buna ağırlık diyoruz.
  6. Ama bu nasıl oluyor? Bir terslik var. Her cismin ağırlığı aynı değil ki fakat her cisim aynı ivme ile düşüyor.

ağırlık mg peki m elenince geriye ne kalıyor?

  1. Fizikçiler önce ağırlık = \(mg\) diye yazıyorlar ama sonra \(m\) terimini eliyorlar
  2. geriye ağırlık = \(g\) kalıyor. Veya ağırlık = \(a_g\) kalıyor.
  3. Tamam ağırlık ivmeye oranlıdır diyebiliriz ama burada \(m\) neden yazılıyor, neden eleniyor? Kütle anlamına gelen bir terim bu \(m\). Peki elendiğine göre \(m=0\) mıydı ilk yazdığımızda? Hayır. \(m\) sıfır değil. \(m\) sadece bir süs olarak yazılıyor sonra da siliniyor.
  4. Orantı olarak yazarsak \(\text{ağırlık}\propto \text{ivme}\) diyebiliriz veya ağırlık ivmenin durağan hali diyebiliriz.
  5. Bunu dersek ama bütün cisimlerin ağırlığı aynı olması gerekir, bu da garip bir sonuç olurdu
  6. Kütle yerine yoğunluk diyebiliriz belki
  7. Zaten bir cismin ağırlığını ölçmek için onu bir ipe asıyoruz ve ipte yaptığı gerginliği ölçüyoruz. Bu gerginliğin değerine ağırlık diyoruz.
  8. Dikeyde ölçtüğümüz ağırlığı cismin gerçek ağırlığı olarak kabul ediyoruz. Bu sadece bir profesyonel veya mesleki alışkanlıktır. Cisimlerin gerçek ağırlığı yoktur. Ölçüldükleri yere göre ağırlıkları değişir. Eğik düzlemde duran bir cismin ağırlığı azalır.

Eğik düzlemde hareket kinematik mi dinamik mi?

  1. "Kinematik" hareketle ilgili demek. Galileo'nun sonuçları kinematik çünkü hareketi hareket olarak inceleniyor ve hareketin sebeplerini araştırmıyor.
  2. "Dinamik" ise Newtoncu bir kavram. Bir problemin dinamik olduğunu söylebilmek için bu problemde Newton'un tanımladığı absürd ve doğa üstü gücün etkin olduğunun varsayılması gerekiyor. Veya, fizikçilerin yaptığı gibi, kinematik bir problemi Newtoncu ideolojik terimleri yazıp silerek sanki dinamik bir problem çözüyormuş gibi görünmek.
  3. İncelediğimiz eğik düzlem probleminde Newton'un bu absürd gücü bir etken değil. Fizikçilerin bulduğu sonuç şu:\[a_{egim} = a_{dikey}\cdot \sin(\theta)\]bu sonuçta Newtoncu çekim gücünü temsil eden bir terim yok, öyleyse, bu bir dinamik problemi değil.
  4. Zaten fizikçilerin bulduğu sonuç Galileo'nun kinematik denilen sonucu ile aynı. Galileo sonucunu eğik düzlemde duran \(G\) ağırlığı için yazıyor:\[G_{\textit{eğim}} = G_{\textit{dikey}}\cdot \sin(\theta)\]
  5. Fakat fizikçiler Newton'un otoritesini korumak ve onurlandırmak için dinamik Newtonculukla ilişkilendirilen \(F\) ve \(m\) kelimelerini yazıyorlar, "bakın bu bir Newtoncu dinamik problemdir" diye Newtonlarına dua ettikten sonra bu iki etiketi siliyorlar. Yani bizleri kandırmaya yönelik bir sahtekarlık yapıyorlar. Kinematik bir problemi dinamik bir problem gibi satmaya çalışıyorlar.
  6. Fizik ders kitaplarını yazan bu fanatik Newtoncu sahtekarlar hem resmi Newtoncu fizik propagandasını yayıyorlar hem de Newtonun Mekanik Musa'sı olduğu efsanesini parlatıyorlar.
  7. Fizikçiler eğik düzlem üzerinde duran cismi temsil eden bir kare çizerler. Sonra bu kareyi "güç okları" ile süslerler. Güç okları çizdikleri için de bunun bir dinamik Newtoncu problem olduğunu iddia ederler.
  8. Ama kaç tane güç oku eklerseniz ekleyin, kaç tane \(F\) harfi yazarsanız yazın bu bir kinematik problemi olarak kalacaktır çünkü yazdığınız bütün \(F\) terimlerini ve güç oklarını sırayla silip atacaksınız. Geriye de kinematik bir problem kalacaktır.
  9. Zaten bulduğunuz sonuç da Galileo'nun kinematik sonucu ile aynı kinematik bir sonuçtur, sadece ivme terimleri içerir, güç terimleri içermez
  10. Fakat fizikçiler Newton'un otoritesini bu kadar kolay terketmezler. Burada ivme terimi olduğuna göre mutlaka bir güç olmalıdır derler.
  11. Olabilir. Fakat o gizli Newtoncu güç bu problemi modelleyen bu son denklemde açıkça görünmediğine göre, yani temsil edilmediğine göre, bu problemde ivme vardır ama güç yoktur.
  12. Gücün etkisini görüyoruz ama kendisi yok. Onun için bu ivmeye bakıp "bu ivmeyi yaratan Newtoncu çekim gücüdür"diyemeyiz. Newton'un otoritesi ile gözleri kör olmuş fizikçiler diyebilirler ama bizim öyle bir problemimiz yok onun için bu gücün ne oluduğunu bilmiyoruz diyebiliriz ancak.
  13. Zaten burada bahsedilen güçlerin hepsi \(F_{mg}, F_{||}, F_{\perp}, F_N\) temas güçleridir.
  14. Eğimdeki cisim eğik düzleme baskı yapıyor, yani temas ediyor ve bundan diğer güçler çıkıyor.
  15. Bir problemin dinamik bir problem olması için Newton'un tanımladığı doğa üstü, fantastik bir güç var ya, onun sahnede olması gerekir.
  16. Fakat fizikçiler, en son formüldeki ivme terimine bakıp, burada ivme olduğuna göre Newtoncu çekim gücü vardır diyeceklerdir. Neden? Çünkü Newton öyle buyurmuş.
  17. Özetle, fizikçiler \(F\) ve \(m\) terimlerini yazarak bu problemin Newtoncu absürd ve doğaüstü gücün etkin olduğu bir dinamik problemi olduğu hissini yaratmak istiyorlar. Fakat yazdıklar \(F\)'leri ve \(m\)'leri eleyerek bunun bir kinematik problemi olduğunu göstermiş oluyorlar çünkü Galileo ile aynı sonucu buluyorlar.

Fizikçiler sözde dinamik terimler kullanıp kinematik bir sonuç buluyorlar

  1. Bulunan sonuç bu:\[a_{\textit{eğim}} = a_{\textit{dikey}}\cdot \sin(\theta)\]
  2. Burada sadece ivme var ve ivme de dinamik bir kavram değil. İvme birim hızdır, o kadar.
  3. Tabii Newtonculara göre ivme dinamik bir kavramdır. Çünkü ivme varsa o ivmeyi yaratan bir çekim gücü olmalıdır. Bu doğru değil, hareket sadece transfer edilebilir. Newtoncu güç kendinde olan bir hareketi başka bir cisme aktarmıyor. Bu güç zaten cisim değil, madde değil, sadece peri masallarında bulunabilecek bir çeşit "aktif ruh."
  4. Gerçek bilim insanları efektif son denklemde görünmeyen hiçbir terimi tartışmaz. Burada son denklemde \(a_{\textit{eğim}} = a_{\textit{dikey}}\cdot \sin(\theta)\) güç diye bir şeyi temsil eden bir terim yok. O zaman bu konu güçle ilgili değil.

Serbest düşüş kinematik mi dinamik mi?

  1. Newtonculara göre serbest düşüş dinamik bir harekettir çünkü dünyanın kütlesi düşen taşı Newtonun absürd gücünü uygulayarak çekmektedir.
  2. Galileo eğik düzlemde hareketin serbest düşüş hareketiyle aynı kurallara uyduğunu göstermiştir. Öyleyse, Galileo açısından, hem serbest düşüş hem de eğik düzlemde hareket kinematik hareketlerdir.

Dinamik görünümlü terimler neden yazılıp siliniyor?

  1. Fizikçiler \(F\) ve \(m\) gibi dinamik görünümlü terimler yazıyorlar ama sonra onları eliyorlar.
  2. Eğik düzlemde hareket bir kinematik problemidir. Newton'un güç okları kullanılıyor diye bu bir dinamik problemi olmaz. Yani "Force" kelimesi geçiyor diye, oklar "F" harfi ile etiketleniyor diye bu bir dinamik problemi olmaz.
  3. Bir problemin Newtoncu dinamik problemi olabilmesi için Newton'un tanımladığı absürd gücün problemde etkin olması ve gerçek nicelikler olan terimlerle temsil edilmesi gerekir.
  4. Newton'un tanımladığı sihirli ve doğaüstü çekim gücü ise zaman geçmeden mesafeleri geçip uzaktaki cisimleri sihirli bir şekilde temas etmeden hareket ettirebilen ve sadece Newton'un harikalar diyarında geçerli olabilecek bir çeşit etkin ruhtur. Bu etkin ruh doğada olmadığı gibi bu problemde de yok.

Temel fıkrası gibi türütme

  1. Newtoncu fiziğin eğik düzlem incelemesi meşhur Temel fıkralarına benziyor. Temel fizikçi olsaydı problemleri bu şekilde çözerdi çünkü burada tam bir "Temel mantığı" işliyor.
  2. Galileo'nun sadece ağırlık kavramını ve basit oranlar kullanarak basitçe çözdüğü bir problemi fizikçiler dört ayrı güç tanımlayarak çözmeye çalışıyorlar. Sonra bu dekoratif okları cisme saplıyor sonra da içinde \(F\)'ler ve \(m\)'ler olan denklemler yazıyor sonra da bütün bu yazdıklarını törensel olarak eliyorlar. Eleyeceği şeyleri uzun uzun yazmak Temel mantığına çok uygun bir analiz şekli değil mi? Eleyeceksen neden yazıyorsun diye Temel'e sormamız gerekmez mi?
  3. Temel neden yazar bilmiyoruz ama fizikçiler bu dinamik görünümlü Newtoncu marka terimleri Newton'un kutsal otoritesine saygı duruşu olarak yazarlar ve dualarını ettikten sonra bu gereksiz terimleri silerler.

Evrenin etkin gücü olarak Newtoncu güç

  1. Fizikçiler Newton'un tanımladığı absürd gücün bütün evreni kapladığına inandıkları için bu basit kinematik problemini de Newtoncu güç oklarını çizerek çözmeye çalışırlar.
  2. Newton'un güç dediği bu şey evrendeki bütün hareketlerin tek sebebidir. Bir mesleki zorunluluk olarak her fizikçi buna inanmak zorundadır. Zaten Newton, fizik bilimi (o zamanlar "doğal felsefe") doğadaki Newtoncu güçleri arama, bulma ve sınıflandırma işidir demiş ve müridlerine bu güçleri bulma görevini vermiştir. Fizikçiler de şeyhleri Newton'un kendilerine verdiği bu görevi yerine getiriyorlar.
  3. Fakat sorun şu ki, Newton'un tanımladığı özünde bu absürd Newtoncu güç olan dünya ancak peri masallarında olabilecek bir dünyadır. İçinde yaşadığımız dünyayı yansıtmamaktadır. İçinde yaşadığımız dünyada Newton'un tanımladığı gibi bir güç yok, olamaz da, çünkü bu güç bilinen bütün enerji koruma yasalarına aykırı düşüyor.
  4. Öyleyse fizikçiler ne yapıyor? Sahtekarlık yapıyorlar. Newton'un kutsal otoritesini onurlandırmak için \(F\) ve \(m\) gibi Newtoncu marka etiketleri yazıyorlar ama sonra onları siliyorlar. Yani, önce Newtoncu ideolojik terimleri yazıyorlar "bakın şeyhimiz Mekanik Musa'sı Newton ne kadar doğru söylemiş…" diyerek Newton'a dua ettikten sonra yazdıkları o işe yaramaz idelolojik terimleri siliyorlar.
  5. Sahtekar bunlar, Newton'un kutsal otoritesini korumak için yalan söylüyorlar.
  6. Aldatmaca şöyle işliyor. Newtoncu ideolojik terimleri bir kere yazdılar ya, sonra eliyorlar ama olsun, elenen terimler tamamen yok olmuyor, hayalet terimler olarak, "hem var hem yok" durumuna geçip Newton'un otoritesini korumaya devam ediyorlar. Newtoncu dinamik terimler eleniyor ama problem Newtoncu dinamik bir problem olarak kalıyor. Newtoncu dinamik görünümlü etiketler \(F\) ve \(m\) bu problemde bir iş görmüyorlar, etkisiz eleman bunlar ama yine de yazılıyorlar.

Nedir bu Newtoncu harika çekim gücü?

  1. Bir problemin Newtoncu dinamik bir problem olabilmesi için Newtoncu absürd çekim gücünün temsil edilmesi gerekir. Nedir bu Newtoncu çekim gücü? Şöyle bir şeydir:
    1. Mesafeleri zaman geçmeden kat eder. Fakat içinde yaşadığımız bu dünyada hiçbir şey zaman geçmeden hareket edemez ve yer değiştiremez. Nedir bu saçmalık? Newton tanrılardan tanımladığı bu absürd güç için bir istisna mı almıştır?
    2. Alice Harikalar Diyarında bir peri masalıdır, o dünyada Alice zaman geçmeden A noktasından B noktasına gidebilir. Ama gerçek dünyada buna izin yoktur.
    3. Eğer bir "şey" tanım olarak zaman geçmeden masefeleri geçiyorsa o şey tanım olarak bu dünyada yoktur.
    4. Newton bize "Sir Isaac Harikalar Diyarında" dünyasını tek doğru gerçek doğa olarak satmaya kalktığı için ve büyük ölçüde de başarılı olduğu için insanlar bu saçma çekim gücüne inanırlar.
    5. İnsanlık kaç kuşaktır bu Newtoncu saçmalığı okullarda öğrendiği için artık kimsede Newtoncu hareket yasalarını ve Newtoncu peri masallarını sorgulayacak akıl kalmadı.
    6. Zaman geçmeden mesafeler geçen bir şey zaten bu dünyada olamayacağı için diğer absürd özelliklerini saymaya gerek yoktur ama yine de bazı ek saçmalıkları listeleyelim.
    7. Bu harika, fantastik ve doğa üstü gücün bir cisme dokunmadan çok uzaklardan hareket ettirme özelliği de vardır. Bu da mesafeleri zaman geçmeden geçmek kadar absürd bir özelliktir.
  • Hareket sadece aktarılabilir
    1. Bizim dünyamızda, hareket sadece bir hareketten başka bir harekete temas yoluyla aktarılabilir. Hareket sadece aktarılabilir. Yeni hareket yaratılamaz. Hareketi olan bir cisim o hareketi başka bir cisme temas yoluyla aktarır, yeni hareket yaratamaz.
    2. Bu dünyada yeni hareket yaratılamaz. Newton'un bu temel kuraldan habersiz olması düşünülemez. Ama Newton'un derdi bize varolan doğayı ve yasalarını aktarmak değil kendi doğa üstü ve absürd yasalarını gerçek doğaya dayatmaktır.
    3. Anlaşılan kendini "Mekanik Musa'sı" olarak tanımlayan Newton bu dünyayı yaratan kankası tanrılardan bu absürd gücün bu dünyanın düzenine aykırı hareket edebilmesi için istisna alabilmiş. Veya Newton bu absürd gücü sanki varmış gibi bize kakalamaya kalkışmış.
    4. Bu dünyada Newtoncu çekim gücü diye bir şey yok.
    5. Daha bitmedi. Bu Newtoncu çok istisnai sihirli güç aynı zamanda akıllı bir güçtür. Evet Newtoncu güç akıllı bir güçtür.
    6. Cansız şeylere akıl özelliği vermek orta çağlarda kalmış bir şeydir.
    7. Newton bu saçmalığı tekrar bilime sokmuştur.
    8. Bu güç çok akıllıdır çünkü hareket ettirmek istediği uzaktaki bir cismi hareket ettirebilmesi için Newton hareket yasalarını bilmesi gerekir, hani çekim \(1/r^2\) olarak azalıyor ya, çekim kütleye bağlı ya, işte bu \(F\), akıllı \(F\), uzaktaki cismin kütlesini hesaplar ve anında geçtiği mesafeyi ölçer ve Newton yasalarını hesaplayarak karşıdaki cisme ne kadar güç uygulayacağını hesaplar ve uzaktaki o cismi hesapladığı güce göre çeker.
    9. Yani, özet olarak, Alice'in harikalar diyarındaki maceraları için çok seveceği bu güç bizim içinde yaşadığımız dünyada yoktur.
    10. Böyle bir güç olmadığına göre de bu eğik düzlem problemi Newtoncu dinamik bir problem değildir.
    11. Bu bir "yer çekimi" problemi değil, yer çekimi de Newtoncu çekim değil.

Bu problemde Newtoncu çekim gücü yok

  1. Bu problemde yer çekimi denen şeyin sadece etkisini görüyoruz. Bu etkiye de "ağırlık" diyoruz. Yoksa Newton'un tanımladığı ve dünyaya dayattığı doğa üstü çekim gücü bu problemde yok. Yer çekimi gerçek nicelik olan terimlerle bu problemde temsil edilmiyorsa bu problemde yer çekimi yoktur.
  2. Newtoncu absürd çekim gücü içinde yaşadığımız bu dünyada olamaz çünkü bu dünyanın kesin, istisnasız ve değişmez iki kuralı vardır: (1)…Hiçbir şey zaman geçmeden yer değiştiremez. (2)…Hareket sadece aktarılabilir, yeni hareket yaratılamaz.
  3. Fakat Newton'un absürd gücü hem mesafeleri zaman geçmeden geçiyor hem de temas etmeden uzaktaki cisimleri hareket ettirebiliyor, yani yeni hareket yaratmış oluyor.
  4. Bu Newtoncu peri masalları ancak Alice'in içinde yaşadığı harikalar diyarında olabilir.

Newtoncu dünya görüşü

  1. Newton'a göre, tanrı dünyayı madde denen bölünemez birimlerden ve birimler arasında etkin olan Newtoncu güç olarak yaratmıştır. Bu dünyayı güç denen evrensel bir etken ruh olarak görmek Newtoncu dünya görüşüdür. Bilimsel düşnüceyi ilke edinmiş hiç kmisenin Newton'un bu dünya görüşünü onaylaması ve benimsemesi mümkün değildir.
  2. Dünyada bütün hareketler bu Newtoncu akıllı çekim gücü tarafından yaratılır.
  3. Fizik bağlamında, Güç nedir? diye sorunca Newton'un çekim gücü veya gravity olayını anlıyoruz. Fizikte başka güç tanımları da vardır ama Newtoncu çekim gücü fiziğin temelindeki yerini korur.
  4. Newtoncu dünya görüşü: Dünya, doğa, hatta bütün evren, Newtoncu çekim güçlerinden meydana gelmiştir.
  5. Evrenin temel etkeni, aktif elemanı veya aktif ruhu, Newtoncu çekim gücüdür.
  6. Newton, kurduğu tarikatın temel eseri Principia'sında müritleri fizikçilere "doğa Newtoncu güçlerden meydana gelmiştir, bu güçleri arayın ve bulun ve sınıflandırın" diye görev vermiştir. Fizikçiler de şeyhleri Newton'un dediğini tam olarak yapmaktadırlar. Eğik düzlem hareketinin güçlerle bir ilgisi olmadığı halde fizikçiler Newton'un emri doğrultusunda eğik düzlem hareketini de Newtoncu güçlerin oyun sahası olarak incelemeyi görevleri bilirler.
  7. Galileo güç okları kullanmaz, yani çekim gücü diye bir kavram Galileo'da yoktur.
  8. Galileo sadece ağırlık kavramını kullanır ama Galileo'nun da kafası bir ölçüde karışıktır çünkü o da "momento" ve "impeto" gibi matematikten çok "fizik"le ilişkilendirilen kavramlardan bahseder ve bu teoreminde kullandığı geometrik şekilde gerçek nicelikler olarak göstermez.
  9. Galileo'nun momento'su fizikte kullanılan "momentum" \(p=mv\) kavramına benzer ama Galileo kütle yerine ağırlık kullanır yani \(p_{\text{galileo}}= \textit{ağırlık}\times\textit{hız}\)
  10. Momento ve impeto sadece sözel anlatımda vardır, geometrik şekilde veya orantılarda temsil edilmezler.
  11. Fizikçilerin cismin üzerine çizdikleri bu güç okları Newton'un çekim gücünü temsil etmezler, bunlar kinematik güçlerdir yani Galileo'nun ağırlık olarak ifade ettiği şeylerdir.

Newtonculuk bir tarikat mı?

  1. Evet, Newtonculuk "The Cult of the Vis" denen bir tarikat veya külttür. The Cult of the Vis, Türkçeye "Vis Kültü" diye çevrilebilir. Vis Latince güç demektir. Güç kültü demek yerine Latince Vis Kültü diyerek bu Newtoncu tarikatı daha gizemli bir tarikatmış gibi göstermiş oluyoruz. Nasıl ki Newton'un kitabı hep Latince adı Principia ile anılırsa, tarikatın ismi de Latince yazılırsa daha havalı olur diye düşünüyoruz. Newtonculuk akademik bir tarikattır. Yeni katılan müridler fizik sınıflarında endoktrine edilirler.
  2. Newtoncu fizikçiler kinematik bir problem olan eğik düzlemde hareketi sadece matematiksel olarak incelemek yerine mesleklerinin kurucusu Newton'u onurlandırmak için Newtoncu ideolojik terimleri yazıp siliyorlarsa bu durum Newtonculuğun bir tarikat olduğunu gösterir. Newton'un hareket yasaları denen şeylerin doğada bir karşılığı yoktur ama bunu gizlemek için Newton'un müridleri fizikçiler ideolojik terimleri yazıp silerek Newtoncu dünya görüşünü bizlere dayatmaya çalışırlar.
  3. Fizikçilerin asıl mesleği okulculuktur. Yani fizikçiler bildiğimiz okulcu felsefe doktorlarıdır. Akademik okulculuk hiyararşik bir organizmadır ve başında bu okulun bir şeyhi bulunur.
  4. Akademik okulculuk (scholasticism), profesyonel bir meslek olarak, Avrupa'da Orta Çağlar'da ilk üniversetelirin kurulması ile başlamıştır. Bu dönemde okulculuğun şeyhi Aristo'ydu ve okulcu felsefe doktorları Aristo külliyatına yorumlar yazarak kariyer merdivenlerini çıkıyorlardı.
  5. Onyedinci yüzyıla gelindiğinde ortaya Newton gibi bilimsel düşünceye düşman fanatik dinci biri çıktı. Bu Newton Avrupa okulculuğuna bir darbe yaptı. Aristo'yu indirip kendisini Avrupa okulculuğunun yeni şeyhi olarak taçlandırdı. Bu darbeyi de "Bilimsel Devrim" diye pazarladı. Bu olayların tarihi Newtoncular tarafından yazıldığı için onlar Aristocu felsefe doktorlarını bilim düşmanı kötü insanlar olarak tanımladılar ve kendilerini de bilimsel düşüncenin yeni ışığı Newton'un peşinden giden yeni bir çağın bilim insanları olarak tanımladılar.
  6. Fakat, ortada devrim falan yoktu. Newton'dan önce "peripatetik Aristocu felsefe doktorları" diye bilinen akademikler yeni duruma adapte oldular ve isimlerini "doğa filozofları" olarak değiştirdiler ve bundan sonra Aristo'ya değil Newton'a yorumlar yazmaya başladılar. Aynı okullarda, aynı okulcu doktarlar akademik okulculuk mesleğini Newtonculuk olarak günümüze kadar devam ettirdiler.
  7. Yani, Avrupa okulculuğu ve "bilim düşmanı" kötü felsefe doktorları peripatetikler yok olup gitmediler, sadece isim değiştirdiler ve okulculuk mesleği aynen devam etti ve günümüzde de "fizik" adı altında devam ediyor.
  8. Newton öncesi Aristocu felsefe doktorları nasıl ki Aristo'nun otoritesini sorgulayamazlardıysa bugün de Newtoncu felsefe doktorları Newton'un otoritesini sorgulayamazlar. Dünün Aristocuları için Aristo neyse, bugünün fizikçileri için de Newton odur: Eleştirilemez mutlak bir otorite.
  9. Fizikçiler Newton'dan sonra geçen yüyıllar içinde "Newton Mekaniği" adı altında kapsamlı ve kendi içinde tutarlı bir dünya sistemi gelitirdikleri için, hiçbir fizikçi ders kitaplarında "tek doğru doğa modeli" olarak okutulan Newtoncu dünyayı sorgulayamaz. Fakat, bu sistemin temel varsayımları Newton'un dini inançlarına dayanır ve çürüktür. Aynı Batlamyus'un dünya merkezli sisteminin doğru sonuçlar verdiği halde yanlış varsamyalar üzerinde durması gibi, Newtonculuk da yanlış varsayımlar üzerinde durmaktadır ve çökecektir. Fakat hiçbir fizikçi Newton'un bilimsel hegemonyasını sorgulayamaz. Sorgularsa fizik içinde kariyer yapamaz.
  10. Akademik fizik günümüzün okulculuğudur.

Fizikte türetme (derivation) aldatmacası

  1. Matematikte ispat neyse fizikte türütme (derivation) odur.
  2. Fizikte türütme demek, bilerek yazılan Newtoncu ideolojik terimlerin belli ritüel adımlar uygulayarak elenmesi işine denir.
  3. Burada beni ilgilendiren, bir türetmede yazılan ama sonra silinen ideolojik terimlere ne olduğudur.
  4. Bir türetmede eğer bir terim eleniyorsa o terim boş bir etikettir ve problemle ilgili gerçek bir nicelik değildir. Bir problemle ilgili gerçek bir niceliği eleyemezsiniz.
  5. Mesela, eğik düzlem problemini incelerken, kütle \(m\) yazıp eleyebilirsiniz çünkü \(m\) ideolojik boş bir etikettir, bir nicelik değildir, ama ivme \(a\)'yı eleyemezsiniz çünkü bu problemde ivme gerçek bir niceliktir.
  6. O zaman fizikçiler problemle ilgisi olmayan boş etiketleri neden yazarlar ve silerler? Bunun tek bir sebebi olabilir o da fizik tarikatının şeyhi Newton'un otoritesini onurlandırmak.
  7. Mesela, fizikte hep rastladığımız \(F=ma\) içinde yer alan ve kütleyi temsil eden \(m\) harfi hep elenir. Burada \(m\) harfi elendiği halde \(F=ma\) ifadesi \(F=ma\) olarak kalır \(F=a\) olmaz çünkü zaten böyle bir şey yazamayız birimler tutmaz. Belki, \(F\propto a\) yazabiliriz.
  8. Bu durum, fizikte maddenin üç hali olduğunu gösterir: (1)…var, (2)…yok, (3)…var-yok. Normalde, düz Aristo mantığına göre, bir şey ya vardır ya yoktur. İçinde yaşadığımız dünyada zaten bir şey ya vardır ya yoktur. Fakat Newtoncu fizik bir Alice Harikalar Diyarında türünden bir dünya tanımladığı için bu dünyada \(m\) gibi bir şey aynı anda hem vardır hem yoktur.
  9. Bir probleme \(F=ma\) yazarak başlarsanız yani \(F=ma\)'nın doğruluğunu kabul ederseniz ama daha sonra buradan \(m\) terimini elerseniz \(F=ma\)'yı yanlışlamış olursunuz. Demek ki, fizikte her yerde kullanılan \(F=ma\) ifadesi doğru değilmiş, veya doğru bir ilişkiyi ifade etmiyormuş.
  10. Çünkü \(F=ma\) yazıp \(m\)'yi silerseniz geriye \(F=a\) kalır bu da fizikte yazılamaz çünkü birimler tutmaz. O zaman, \(m\) terimi elendiği halde \(F=a\) ifadesinde görünmez bir terim olarak var olmaya devam eder. Fizikçiler bu görünmeyen terimleri rahatlıkla görebilirler. Newtoncu inançları fizikçilere bu sihirli gücü verir ve biraz önce eledikleri terimleri görmeye devam ederler. Okulculuk böyle bir şeydir. Şeyhin otoritesi kutsaldır. Şeyh her zaman doğrudur. El çabukluğu ve sahtekarlıklarla şeyhin otoritesi kurtarılır.
  11. Bugünün okulcu doktorlar fizikçiler "Bilimsel Devrim" adı altında Avrupa okulculuğuna darbe yapan ve Aristo'yu devirip kendini Avrupa okulculuğunun yeni şeyhi yapan ve Newtoncu tarikatını kuran Newton'un müritleridir.

Newton'a yaz/sil ile dua

  1. Newtoncu ideolojik marka etiketleri \(F\) ve \(m\)'yi önce yazıp sonra silme işine ben Newton'a dua olarak tanımlıyorum. Yoksa bilimsel düşünen birisi bir adım sonra eleyeceğini bildiği etiketleri neden sanki gerçek niceliklermiş gibi bir türütmeye yazsın. Neden bu matematik el çabukluğuna "türütme" desin?
  2. Bir türetme içinde eleneceği bilinen ve sadece etiket olan bazı harfleri yazıp silmek fizikte çok kullanılan yaygın bir tekniktir. Bu terimler elenince tamamen gidiyorlar mı? Yoksa hayalet (ghost) terimler olarak kalıyorlar mı? Görünüşe göre elenen terimler görünmeseler bile hâlâ varolmaya devam ediyorlar. Hem var hem yok terimler olarak varolmaya devam ediyorlar
  3. Evet, ne kadar dikkatli bakarsak günümüzde fizik adı altında yapılan akademik mesleğin o kadar eski skolastik alışkanları ve teknikleri devam ettirdiğini görüyoruz. Hem var hem yok terimlerin okulculuktaki adı "casuistry"dir. Yani, bir şey duruma göre ya vardır ya yoktur demektir. Var olup olmayacağına da okulcu doktorun kendisi karar verir. Yani otorite matematikte değil doktorların kendilerindedir.
  4. \(F=ma\) yazıp bir sonraki adımda \(m\)'yi elerseniz geriye \(F=a\) kalır bu da geçerli bir fizik denklemi değildir çünkü birimler tutmamaktadır, sol taraf güç birimidir sağ taraf ivme birimidir. Yani \(m\) elenir ama \(F=ma\) hiç bozulmadan, eksilmeden kalır.
  5. Onun için fizikçiler\[F=ma = mg \cdot \sin(\theta) = F_{||}\]yazıp \(m\)'leri eler gibi yapsalar bile\[F=a = g \cdot \sin(\theta) = F_{||}\]muhteşem yasa \(F=ma\)'ye hiçbir şey olmaz, burada \(m\) hem elenir hem elenmez ve yasa aynen olduğu gibi yaşamaya devam. Newton'un otoritesi böyle bir şeydir işte. Elenen terimler bile Newton'a saygı duyup yaşamaya devam ederler

Bu akademik üç kağıtçılığın sebebi nedir?

  1. Fizikçiler neden böyle bir sahtekarlık yapma ihtiyacı duyuyorlar?
  2. Çünkü fizik aslında Orta Çağlardan beri, Avrupa'da ilk üniversitelerin kurulmasından beri varolan akademik okulculuk mesleğinin günümüzdeki şeklidir.
  3. Orta Çağlarda okulculuğun şeyhi Aristo'ydu. Okulcu doktorlar yani kendilerine "peripatetikler" diyen profesyonel Aristocu doktorlar Aristo'nun otoritesini her ne pahasına olursa olsun savunmak ve korumak zorundaydılar, meslekleri icabı. Bu okulculuk mesleğinin değişmez kuralıdır. Aslında daha genel olarak hiyerarşik olarak organize olmuş her organizmada en tepedeki şeyhe mutlak bağlılık temel kuraldır. Bu askerlikte de böyledir, akademik hiyerarşide de böyledir.
  4. Onyedinci yüzyılda Avrupa okulculuğunda Newton diye bir tabiat olayı gerçekleşti ve akademik okulculuğu derinden sarstı çünkü Newton Avrupa okulculuğuna içerden bir darbe yaparak Aristo'yu devirdi ve kendini okulculuğun yeni şeyhi olarak tanımladı ve güçlü otoritesini kullanarak da kendini yeni şeyh olarak kabul ettirmeyi başardı.
  5. Bu darbe tarihe aslında bir darbe olarak değil bir devrim olarak geçti ve ismi de "Bilimsel Devrim" olarak kaldı. Tarihi kazananlar yazar. Burada da kazananlar Newtonculardı. Onlar da kendilerini yeni bilim insanları, kendilerinden önce aynı üniversitelerde aynı dersleri veren Aristocu doktorları da bilim düşmanı gericiler olarak tanımladılar. Halbuki böyle bir şey yoktu. Aristocu doktorlar duruma adapte oldular ve kendilerine "doğa felsefecileri" diyip Aristo düşmanı oldular ve artık Aristo yerine yeni şeyhleri Newton için destanlar yazmaya başladılar. Newton efsanesi işte böyle başladı.
  6. Kısacası, Avrupa'da akademik okulculuk bilimsel devrimle yok olmadı sadece ismini değiştirdi ve tam hız okulculuk yapmaya devam etti. Bugün fizikçiler okulcu felsefe doktorları olduklarını gizlemeye çalışırlar ama hepsinin de asıl titri Phd'dir yani felsefe doktoru.

Sadece etiketler elenebilir

  1. Bir problemle ilgili bir türetme yapılıyorsa sadece gereksiz yere yazılmış etiketler elenebilir.
  2. Bu problemle ilgili gerçek nicelikler elenemez. Elenirse o başka bir problem olur.
  3. Öyleyse bu problemde \(F\) ve \(m\) harfleri sadece isimlendirme amaçlı etiketler olarak var. Fakat bunların asıl amacı bu problemin Newtoncu bir dinamik problem olduğu aldatmacasını uygulamaktır.
  4. Bu problemde gerçek nicelik olarak sadece ivme terimi var.

Fizikçiler yaz/sil tekniğini çok sever

  1. Bu problemle hiç ilgisi olmayan etiketleri önce yazarsın ve onların üzerinden derin felsefi çıkarımlar yaparsın, Newton'a dualar düzersin ondan sonra da yazdığın o ideolojik etiketleri silersin.
  2. Fakat daha önce yazıp sildiğin terimleri içeren denklemler hiç bozulmaz. Yani, \(F=ma\) yazarsın sonra \(m\)'yi elersin ama evrensel bir yasa! olan "Fma" bütünlüğünü ve geçerliliğini sonsuza dek korur.

Bu problemde yer çekimi gücü var mı?

  1. Bu problemdeki güçler, \(F_N, F_{||}\) ve \(F_{\perp}\) temas (contact) güçleridir. Çekimle ilgileri yoktur. Fizikçiler \(F_{mg}\) için yer çekimi (gravity) diyerek çekim gücü olduğunu söyleyebilirler fakat \(F_{mg}\) de yer çekimi değil, ağırlık olarak kendini gösteren yer çekiminin etkisidir.
  2. Yani bu problemde Newton'un çekim gücü \(F_{newton}\) diye bir çekim gücü yok.

Newtoncu çekim gücünün bir peri masalı olması

  1. Newton'un tanımladığı ve mesela gezegenlerin ve uyduların hareketlerini belirleyen çekim gücü öyle acaip özellikleri olan bir şey ki, peri masallarında karşımıza çıksa bile ciddiye almayız, "yok artık bu kadar da saçmalık olmaz" deriz.
  2. Bu Newtoncu gücün en önemli özelliği mesafeleri zaman geçmeden aşıyor olmasıdır. Bu tanım icabı böyledir. Newton bu gücü zaman dışı bir etken olarak tanımlamıştır. İçinde yaşadığımız dünyada zaman dışında etki eden bir şey olamaz.
  3. Işık bile güneşten 4 dakikada dünyaya gelirken bu Newtoncu zaman-dışı güç sıfır dakikada geliyor. Yani bu ne demek, Newtoncu gücün gittiği geldiği yok, zaman dışında olduğuna göre her yerde aynı anda bütün evreni Newton'un ruhu olarak kaplamış sihirli ve ilahi bir güç. Tanrıya bile inanmayan çoğu fizikçiler Newton'un bu dini tanımına inanırlar.
  4. Bizim içinde yaşadığımız dünyada böyle bir şey olamaz. Yer değiştirmek için zaman geçmesi gerekir. Bunun istisnası yoktur. Kendini insanlar arasında tanrılara en yakın olan ölümlü olarak tanımlayan Newton anlaşılan tanrılar üzerindeki etkisini kullanarak bu absürd güç için tanrılardan bir istisna almış. "Evet, dünyada böyle bir güç olamaz ama ben Mekanik Musa'sı Newton'um bana bir istisna tanıyın" demiş olmalı. Ama görünüşe göre bu isteği karşılanmamış çünkü Newton'un müritleri fizikçiler ancak matematiksel el çabuklukları ve sahtekarlıklarla Newton gücü varmış gibi yapabiliyorlar.
  5. Peki nasıl oluyor da üçyüz yıldır en yüce bilim insanları Newton'un çekim gücü denen safsatasına inanmışlar ve hala da inanmaya devam ediyorlar? Bu durum Newton'un otoritesinin ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Newton efsanesi ve Newton kültü vardır. Fizik eğitimi demek Newtoncu tarikata inisiyasyon demektir.
  6. Bu gücün diğer özelliği de akıllı olması. Bilimsel düşünce canlı olmayan organizmalara ve şeylere akıl özelliği vermez. Ama Newton akıllı bir güç tanımlamış.
  7. Bu güç o kadar akıllı ki, tee uzaklarda bir cisim görüyor, hiç zaman geçmeden gidiyor o cismin kütlesini ölçüyor ve Newtoncu mekaniğin yasalarını uygulayarak ona kaç "Newton" güç uygulayacağını hesaplıyor ve ona göre bir çekim uyguluyor. Tabii bütün bunları zaman geçmeden yapıyor.
  8. Bu zaman dışı ve akıllı gücün üçüncü sihirli özelliği de yeni hareket yaratma gücüdür. Nasıl bir güçmüş bu yaa, dünyada kesin olarak bildiğimiz hangi doğa yasaları varsa hepsini ihlal edebiliyor.
  9. İçinde yaşadığımız bu dünyada yeni hareket yaratılamaz. Hareket sadece aktarılabilir. Ve bu aktarma işi temas ile olur. Öyle uzaktan zaman geçmeden ve cisme dokunmadan hareket ettirmek demek yeni hareket yaratmak demektir. Fakat Newtoncu çekim gücü bu temel yasayı da hiçe sayıyor ve aynı anda evrenin her yerinde varolarak hiç dokunmadan yeni hareketler yaratıyor. Yok böyle bir şey. Alice Harikalar Diyarında'ki peri masalı dünyasında, ki o dünyaya peri masalı dünyası olduğunu bile bile giriyoruz, Alice'in bu Newtoncu güç çok hoşuna giderdi. Ama Newton'a kimse bizim bir peri masalı dünyasında yaşamadığımızı söylememiş anlaşılan.
  10. Newton, evrenin etkin ruhunun bu Newtoncu güç olduğunu söylemiştir.
  11. Evrendeki her hareket Newtoncu güç ile açıklanmalıdır çünkü bütün hareketlerin tek sebebi odur.
  12. Bu eğik düzlem hareketi için de geçerlidir.

Bu problemde yer çekimi çekim gücü yok

  1. Bu problemde Newtoncu yer çekimi gücü yok çünkü bulduğumuz en son, yani efektif formülde yerçekimini temsil eden bir terim yok. Öyleyse, bu problem bağlamında yer çekimini inceleyemeyiz.
  2. Fakat kesin olarak bildiğimiz bir şey var o da Türkçe'ye "yer çekimi" olarak girmiş olan ve İngilizcesi "gravity" olan kelimenin işaret ettiği kavram kesinlikle Newtoncuların ima ettiği gibi "madde arasında çekim" değildir. Bu sonuç kinematik bir sonuçtur ve dünyanın hareketinin sonucudur. Belki de dünyanın küresel şeklinin bir sonucudur.
  3. Zaten küresel şekil malzemenin merkeze doğru gitmesinden oluşuyor. İyi de malzeme neden merkeze doğru gitmek istiyor? (Sanki Aristo konuşuyor!)
  4. Yani her yönden malzeme bir noktaya doğru gitmek istediği için o noktayı merkez olarak yaratıyor. Yani sıra bu şekilde olmalı. Zaten bu "merkez" de hareket halinde. Nedir bu "merkez"in özelliği?
  5. Yani çekim diye bir şey yok, bu merkeze gitmek isteyen malzeme var. Bu sanki Aristo'nun hareket anlayışına daha yakın.
  • Türk Dil Kurumu Sözlüğünde "yer çekimi"
    1. Yer çekimi: Yer kütlesinin çekimi etkisiyle bir cismin, türlü bölümlerine uygulanan güçlerin bileşkesi; arz cazibesi
    2. Örnek: Cisimlerin ağırlığı yer çekiminin bir sonucudur.
    3. İyi de sanki yer çekimini "yer kütlesinin" diyerek sadece dünyada olan bir şeymiş gibi tanımlamışlar. yer çekimi kelimesini pek ciddiye almamışlar anlaşılan.

Bu problemde bütün güçler temas güçleridir

  1. Bu problemde tanımlanan bütün güçler temas güçleridir.
    1. İyi de "temas gücü" ne demek? Temas varsa güç yok ki.
  2. Sadece \(F_{mg}\) dedikleri ağırlık "gücünü" çekim gücü olarak tanımlayabilirler belki ama bu gücün sebebi bu problemde yok, sadece etkisi var. Yani, \(F_{mg}\)'nin eğik düzlemdeki cismin düzleme yaptığı baskıyı \(F_{\perp}\) ve \(F_N\) olarak görüyoruz. Bu iki güç de temas gücü, yani kinematik ve statik güçler ve birbirlerini dengeliyorlar ve probleme bir katkıları yok.
  3. \(F_{\perp}\) ve \(F_N\) laf olsun diye ve Newton'un otoritesini korumak için yazılmış gereksiz etiketler. \(F_{||}\) de temas gücü. \(F_{mg}\) de kendisini \(F_{\perp}\) ve \(F_{||}\) bileşenleri olarak yani kinematik veya statik güçler olarak gösteriyor.
  4. \(F_{mg}\) bir çekim gücü mü bilmiyoruz. Bu problem bağlamında bilmiyoruz ve ilgilenmiyoruz çünkü \(F_{mg}\) bu problemin bir parçası değil, sadece onun bileşenleri ile çalışıyoruz, yani sonuç olarak bu Newtonculuk anlamında "dinamik" bir problem değil. Statik veya kinematik problemi.
  5. Fizikçilerin amacı da tam bu. \(F\) ve \(m\) gibi Newtoncu "dinamik" görünümlü (yani çekim içeren) terimleri yazarak bu problemi bir Newtoncu dinamik problemi olarak satmak.
  6. Bütün fizik Newtoncudur ve bütün fizik Newton yasalarına uymak zorundadır ya bu sebepten basit kinematik problemler de Newtoncu dinamik problemler olarak satılmalıdır.
  7. Newton'un kutsal otoritesi her ne pahasına olursa olsun korunmalıdır.
  8. "Yer çekimi" maddeler arasında doğa üstü bir Newtoncu çekim olarak yoktur. Bu bir kinematik problemidir.
  9. Yer çekimine değil yer çekiminin etkilerine bakıyoruz. [Aynı şey değil mi?]

Türkçe'de yer çekimi konusu

  1. Her ne sebepten ise, herhalde Newton'dan daha Newtoncu oldukları için, Türk Dil Kurumunun dil bilimcileri "gravity" kelimesini "yer çekimi" olarak tercüme etmişler. Gravity ağırlıkla ilişkili bir kelime. Gravity kelimesi çekimle ilgili bir çağrışım vermiyor. Gravity kavramını "çekim" olarak tercüme ederseniz, Türkçeyi Newtoncu mekaniğe ontolojik olarak eklemlemiş olursunuz. Bu da Newtonculuk tarikatının ve Newtonculuk kültünün insanlık aklını nasıl esir ettiğini gösteriyor.
  2. Türk dil bilimcileri "gravity" kelimesinin Newtoncu çekim gücü anlamına geldiğinden o kadar eminler ki, Newtoncu saçma hareket sözde yasalarının o kadar doğru olduğundan eminler ki, bu kelimeyi Türkçe'ye Newtoncu bir kelime olarak aktarıyorlar.
  3. İngilizce "gravity" kelimesine biz "çekim gücü" anlamı yüklemiyoruz. Gravity sadece Newtoncu bir jargon olarak "çekim gücü" anlamına gelebilir. Ama Türkçe bize gravity çekim gücüdür diyor. Newtonculuk dogmalarını Türkçeye kalıcı ve ön yargılı bir şekilde tercüme etmişler.
  4. "Gravity is not an attraction" İngilizcede anlamlı bir ifadedir (mesela, Einstein'ın teorilerinde gravity çekim olmadan jeodesik üzerinde doğal hareket olarak tanımlanır) ama Türkçe'de "yer çekimi çekim değildir" dediğimizde sanki çok temel bir gerçeği inkar ederek mantıksız bir şey söylüyormuşuz gibi oluyor. Gravity kelimesi doğası gereği bir mekanizmaya (çekime) işaret etmezken, biz bu olguyu "yer çekimi" olarak karşılayarak zihnimizi Newtoncu bir etkileşim modeline en baştan hapsetmiş oluyoruz. Bu yüzden Türkçede bu olguyu çekim dışı bir modelle tartışılamaz hale getiriyoruz.

Eğik düzlemde hareketi inceleyerek yer çekimini inceleyemeyiz

  1. Bu eğik düzlem problemi, "yer çekimi nedir?" "çekim midir, değil midir?" gibi sorulara cevap aramıyor, çünkü bu problemde "yer çekimi" diye bir nicelik temsil edilmiyor.
  2. "Newton'un hareket yasaları doğanın gerçek yasalarıdır, Tanrı doğayı Newton'un yasalarına göre yaratmıştır ve Newton bu yasaları keşfedip insanlığa sunmuştur" gibi temelsiz bir propaganda bize okullarda öğretildiği için, Newton'un çekim gücü dediği şeyin bu dünyada var olmadığını sadece Newton'un peri masalı dünyasında var olduğunu söylemek bu konuda hiçbir şey bilmeyen insanlar tarafından tepki ile karşılanır. Newtoncu atamik maddecilik ve çekim gücü bize daha ilkokuldan itibaren tek gerçek doğru doğa modeli olarak öğretildiği için bu saçmalığı sorgulamak aklımıza gelmez, sorgulayanlara da küçümseyerek bakarız, "Newtonun yerçekimi olmasa bütün uydular dünyaya düşerdi" falan deriz.
  3. Newtoncu yer çekimi (gravity) veya Newtoncu çekim gücü bir Temel fıkrası olarak anlatacağımız bir konudur: Temel fıkrası olarak Newtonculuk tarikatı.
  4. Bu problem bağlamında yerçekimini ağırlık = \(mg\) olarak ifade ediyoruz. Bu ifadede ağırlığın Newton tipi bir "çekim" olduğunu söyleyen bir terim yok. Fakat, Newtonculuk öyle bir propagandadır ki, ağırlık çekimdir der, çünkü Newtoncu dünya görüşünde her şey çekimdir. Her şeyin çekim olduğu genel varsayım hiç sorgulanmadan kabul edilir.
  5. Hatta, Newton'un çağdaşı Hollandalı bilim adamı ve matematikçi Huygens, o zamanlar Newton'un Principia'sını okuyup anlayabilecek sayılı insanlardan biriydi, megaloman Newton'un bu çekim gücünü bütün evreni kaplayan "Newton'un ruhu" olarak tanımladığını söylemiştir. Huygens hiçbir zaman Newton'un absürd ve doğa üstü çekim gücünü kabul etmemiştir.
  6. "Evrenin etkin ruhu", "Newton'un ruhu"… saçmalıklar silsilesi, Newtoncu bataklık, bir kere düştünüz mü çıkamazsınız.
  7. Bu problem bağlamında yer çekimi için sadece "yer çekimi sadece dikeyde etki eder" diyebiliriz. Bu etkinin çekim olup olmadığını bu problem bağlamında tartışamayız.
  8. Eğik düzlem eğik olduğu için ve yer çekimi sadece dikeyde etki ettiği için, eğik düzleme dik olan bileşene \(mg\cdot\cos(\theta)\) denir.
  9. Eğik düzleme paralel olan bileşen de \(mg\cdot\sin(\theta)\)'dır.
  10. İvme olarak yazarsak\[\textit{eğik düzlemde ivme}= \textit{dikeyde ivme}\times\sin(\theta)\]

İvme varsa çekim gücü vardır masalı

  1. Evet belki ivme varsa bu hareket var ve bir hareket varsa bu harekete sebep olan bir güç vardır diyebiliriz.
  2. Fakat bu da tam doğru değildir. Bu harekete sebep olan bir hareket transferi olmuştur diyebiliriz ancak.
  3. İvme varsa güç vardır desek bile, diyemeyiz ama desek bile, bu ivme varsa Newtoncu çekim gücü vardır anlamına gelmez. Fizikçiler yarattıkları bu kafa karışıklığından epey bir ekmek yediler.
  4. Yani fizikçiler "bize her yer \(F=ma\)" diye sallayıp duruyorlar ama eğer bunu Newtoncu çekim gücü için kullanıyorlarsa bu saçmalık olur.
  5. İvme olması ivmenin Newtoncu çekim gücü tarafından meydana getirildiğini ispatlamaz. Bunu çok iyi biliyoruz. Elimizde bunun böyle olmadığını ispatlayan çok güzel bir örnek var.
  6. Kalkış için hızlanan bir uçakta ivme vardır ama Newton usulü bir çekim yoktur.
  7. Eğer Newtoncu fizikçilerin mantığını kullanırsak, uçakta ivme vardır öyleyse çekim gücü vardır dememiz gerekir. Bunun sonucu olarak da uçağın kuyruğunda bu çekimi yaratan büyük bir kütle olduğunu varsaymamız gerekir. Üstelik uçak havalanıp uçuş hızına geçip ivme kaybolduğunda bu kuyruktaki kütle de yokolup gitmiş demektir.
  8. Bunun böyle olmadığını biliyoruz. Bunu bildiğimiz gibi düşen taşın dünyanın merkezinde sanal olarak var olduğu varsayılan bir kütle tarafından çekilmediğini biliyoruz. İvmeyi sadece hareket transferi yaratır. Ama şimdilik dünyanın hangi hareketinin bu ivmeyi yarattığını bilemiyoruz.
  9. Yani serbest düşüşe bakıp burada ivme var öyleyse Newtoncu absürd çekim gücü vardır diyemeyiz. Newtonculukta çekim gücü (kütleçekim gücü) sorgulanamaz bir varsayımdır, yani varolduğu ve gerçekliği sorgulanamaz. Newton'un absürd çekim gücü varsayılıp doğa bu çekime uydurulmaya çalışılır. Ondan bu uydurma \(F\)'ler ve \(m\)'ler yazılıp silinir.
  10. Bu tip demogojiye İngilizce'de "equivocation" diyorlar yani kelime oyunu. Sen \(F\) harfini hem temas gücü olarak tanımla hem de Newtoncu absürd güç olarak tanımla ve iki anlam arasında git gel. Aynı sembole bir çok gizli anlamlar yükleyerek bu anlamlar ile felsefi görünümlü tartışmalar yaratmak ve Newton efsanesini biraz daha parlatmak fizikçilerin mesleki görevlerinden biridir.
  11. Fizikte \(F\) hem Galileo'daki gibi kinematik temas gücüdür hem de Newtonculuktaki gibi absürd çekim gücüdür. Bu iki anlamı bilerek karıştırarak fizikçiler güzel bir anlam kargaşası yaratırlar ve bu tip demogoji oyunları ile Newton'un peri masalı dünyasını bu gerçek dünyaya uygulamaya çalışırlar.
  12. Newton her zaman doğrudur. Orta Çağlarda insanlığın bilgi birikimi üzerinde tekelleri olan skolastik okulcu doktorlar için yapılan bildiğimiz eleştirilerin hepsi günümüzde akademik fizikçiler için de geçerlidir.
  13. Newton'un yasaları ve tanımları ne kadar yalan yanlış ve absürd ve doğa üstü olursa olsun Newton'un müridleri fizikçiler bu sözde yasaları kelime oyunları, matematiksel el çabuklukları ve yüzyıllardır geliştirdikleri fiziksel ayak oyunları ile doğruymuş gibi gösterirler.
  14. Fizikte bir sonucu nasıl elde ettiğiniz değil ne sonuç aldığınız önemlidir. Fizik kendi içinde tutarlı bir birimler sistemidir. Bu birimleri kullanarak ve resmi türetmeleri teknikleri uygulayarak bir sonuç alabiliyorsanız o sonuç mutlaka geçerli sayılacaktır. Fiziğin gücü tutarlı bir birim sistemi olmasından gelir. Galileo birimsiz çalışır. Galileo denklem kullanmaz, her şeyi oranlar ve orantılarla yazar. Birimler ve kalıplaşmış fizik türetmeleri ile aldatmaca yapmak çok daha kolaydır. Çünkü fizikte doğru matematik yerine Newton'un otoritesini kullanabilirsiniz. Fizikte Newton'un otoritesini kullanarak sonuçlar almak tamamen doğal ve geçerli bir yöntemdir. Galileo sadece matematiğin otoritesini kabul eder. Yani Newtoncu fizikçiler kadim fizik bilimini Galileo öncesi Orta Çağ okulculuk seviyesine indirgemiştir.
  15. Bu problemde olduğu gibi \(a=a_g\cdot \sin(\theta)\) sonucu doğrudur ama bu sonuca nasıl vardığınız önemsizdir. Önemli olan \(F=ma\) ifadesini bir şekilde işin içine katmanızdır.

Bu problemdeki ivmenin sebebi Newtoncu çekim gücü değildir

  1. Fizikçiler ivme varsa Fma vardır, güç vardır derler
  2. Peki buradaki ivme nereden çıkıyor? Bu ivmenin sebebi nedir? Bu ivmeye yani bu harekete ve hareketin sabit olarak hızlanmasına sebep veren nedir?
  3. Fizikçilerin \(mg\) olarak ifade ettiği, Galileo'nun da ağırlık dediği şeydir.
  4. Fakat bu ivmenin sebebi harekettir veya hareket transferidir, Newtoncu çekim değildir. Başka türlü olamaz çünkü hareket sadece aktarılabilir yani varolan hareket transfer edilebilir, yeni hareket yaratılamaz. Fakat, Newtoncu çekim gücü uzaktan cisimleri hareket ettirerek yeni hareket yaratmaktadır bu da imkansızdır.
  5. Bir diğer açıdan bakıldığında, her ivme Newtoncu çekim gücünün sonucu değildir. Serbest düşüş dediğimiz sabit ivmeli hareket kalkış için hızlanan bir uçakta yolcuların hissettiği ivmenin aynısıdır. Uçak hızlandıkça yani ivme arttıkça yolcular koltuklarına yapışırlar ve uçağın kuyruğuna doğru çekildiklerini hissederler. Uçağın kuyruğunda yolcuları kendine doğru çeken bir kütle mi vardır? Hayır. Uçağın hareketi bu ivmeyi yaratmaktadır. Bu ivme uçağın gittiği yönün aksi yönündedir. Dünyanın hangi hareketi veya hareketleri bu ivmeyi yaratmaktadır bilmiyoruz. Fakat kesin olarak bildiğimiz bir şey varsa, eğer fizikçilerin Newtoncu mantığını uygularsak uçağın kuyruğunda büyük bir kütlenin yolcuları çektiği sonucuna varmamız gerekirdi.
  6. Uçak benzeşiminden gidersek, ivme dünyanın merkezine doğru olduğuna göre, hareket yani hızlanma merkezden dışarı doğru olmalıdır.
  7. Ama dünya bir küre şeklinde olduğuna göre bu "düz" ivmeler nereden çıkıyor? Dünyanın bütün hareketlerine tek tek bakmak gerekiyor.

Kütle \(m\) konusu

  1. Kütle diye bir fizik kavramını temsil eden \(m\) harfi önce yazılıyor sonra eleniyor. Bundan ne anlamalıyız?
  2. Fizikçiler \(F_{||}=mg\sin(\theta)\) yazdıklarında, yani bu problemi bir \(F=ma\) problemi olarak yazdıklarında, eğik düzlem probleminin bir kütle ve güç problemi olduğunu yani Newtoncu dinamik bir problem olduğunu baştan varsaymış oluyorlar. Bunun dinamik Newtoncu bir problem olduğunu iddia etmiş oluyorlar.
  3. Eğik düzlemde duran cismin hareketi hem güç hem de kütlesi ile ilgilidir demiş oluyorlar. Yoksa neden \(F=ma\) yazmış olsunlar. Fizikçiler için her problem bir Newtoncu güç problemidir onun için problem kinematik bir problem olsa bile önce bu Newtoncu ideolojik dinamik görünümlü terimler yazılmalıdır. Bu terimleri yazarak fizikçiler şeyhleri Newton'a saygı duruşunda bulunmuş olurlar. Hiyerarşik mesleklerde bu çok önemlidir. Newton'a saygıda kusur eden bir fizikçi kariyerinde ilerleyemez, diğer fizikçiler tarafından "crackpot" olarak damgalanır.
  4. Yani \(m\)'yi Newton'a dua etmek için yazıyoruz ve duamız bitince de bu gereksiz terimi kısa bir seremoni ile bazı sihirli kelimeler söyleyerek abracadabra Fma falan filan ve \(m\)'nin kıçına bir tekme atıp yolluyoruz.
  5. Ben aslında konuyu matematik ve felsefi ve hatta fiziksel açıdan incelemek istiyorum. Yani \(F=ma\) yazıp \(m\)'yi silince neden \(F=a\) kalmıyor ve neden fizik alarmları çalmıyor? Fizikte \(F=ma\)'dan \(m\)'yi eleyemeyiz çünkü geriye kalan \(F=a\) için alarm zilleri çalmaya başlar çünkü fizikte \(F=a\) gibi bir ifade olamaz. Eğer yaptığınız cebirsel iş \(F=a\) sonucunu veriyorsa bu sıfırla bölmek gibi illegal bir işlemdir ve yapılamaz. Ama fizikçiler sıfıra rahat rahat bölebildikleri gibi \(F=ma\)'dan \(m\)'yi atıp yollarına devam edebiliyorlar. Yeter ki Newton'un otoritesine aykırı bir şey yapmayın.
  6. \(mg\) ağırlıktır diyoruz. Ağırlığın kütle diye bir şeye bağlı olması garip değil mi? Evet biliyorum bu fizikte Einstein'ın da karıştığı çok dallı budaklı bir konudur. Ama burada\[\text{Ağırlık} \propto \text{kütle}\] diyoruz ve \[\text{Ağırlık} \propto \text{ivme}\] diyoruz.
  7. Fma bu mu demek?
  8. Ağırlık gücü kütleye orantılıdır. Ağırlık gücü ivmeye orantılıdır. Yani kütle ivmeye orantılıdır.
  9. Galileo olsa Fma'yı orantı olarak nasıl yazardı?
  10. Bu problemde \(mg\)'nin Newton'un çekim gücü olduğunu gösteren bir terim yok.
  11. Yani sanki dünyanın merkezinde yoğunlaşmış gibi (aslında dünyanın merkezindeki çekim gücü sadece matematiksel bir kurgudur ve orada sadece Newton'un otoritesine saygı için oturmaktadır) düşen taşı çeken sanal bir kütle dünyanın 6 bin km yarıçapını hiç zaman geçmeden aşıp yüzeyde düşen taşa anında Newtoncu mekanik yasalarını uygulayıp çekim işlemini yapan akıllı bir güç bu problemde temsil edilmez.
  12. Fakat Newton'un kör edici otoritesi fizikçilerin rasyonel aklını körleştirdiği için yukarda anlatılan saçmalığı göremezler.
  13. Kendi tercihleri diyebileceğim bir şey yok.

Cismin kütlesi elenince cisim niye elenmiyor?

  1. Matematik doğa olaylarını modellemek için kullanılır. Burada da eğik düzlemde bir cismin (yani bir kütlenin) hareketini inceliyoruz. Peki o zaman, bu cismin kütlesini temsil eden \(m\) terimi elenince cismin kendisi niye problemden elenip gitmiyor?
  2. Cisim demek ki kütlesi olmadan var olabilen bir şeymiş. Evet fizikte kütlesi olmayan yani maddesi olmayan maddeler vardır, fizikte "hem var hem yok" tipi maddelerden çok vardır ama en azından bu kütlesiz kütleler genelde parçacıklar olduğu için ve genelde fizikçilerin bile tam olarak anlayamadıkları kuantum teorisi alanına girdiği için hadi onları kabul edelim fakat burada kütlesi olan elle tutulur bir cisimden bahsediyoruz. Bu cisim denklemlerde kütlesini temsil eden \(m\) harfi ile tanımlanıyor. Yine burada Temel Reis evrenine giriş yapmış oluyoruz. Cisimlerin "kütle" denen maddesini temsil eden \(m\) harfi yok olurken cismin kendisi yok olmuyor. Fıkra gibi. Temel fıkrası gibi.
  3. Bu problemde \(m\) diye bir harf yazılıyor ve bu harfin cismin kütlesi olduğu söyleniyor ama bu problemde cismin kütlesi etkin bir nicelik değil. Yani bu problem cismin kütlesinden bağımsız. Öyleyse neden yazıyoruz?
  4. \(m\) etkisiz eleman olduğu halde neden yazılıyor? Çünkü Newtoncu tarikatçılar her problemin içine Newton'a bir dua koymalıdırlar. Onun için \(m\) yazılır ve sonra Newton'un otoritesi kendini Fma olarak gösterir ve gereksiz \(m\) Newton'un otoritesi kullanılarak elenmiş olur.
  5. Newtonculuğun bir kült olduğunu, bir akademik tarikat olduğunu söylüyoruz, işte ispatı! Adamlar Newtoncu ideolojik etiketler icat etmişler, \(F\) gibi \(m\) gibi, ve bunları Newton'a dua olarak yazıyorlar sonra da eliyorlar. Fizik okulculuk değil de gerçek bir bilim dalı olsaydı böyle aldatmacalar yapılamazdı.

Kepler Kuralı ilişkisi

  1. Burada kullanılan \(a_g\) bir hareket olduğunu ve bu hareketin hızının sabit olarak arttığını bize söylüyor.
  2. Bu \(a_g\) veya \(g\) Kepler Kuralı'na göre değişmiyor mu? Buna bakmam gerekiyor, unutmuşum. Zaten hesaplasak iyi olur.
  3. \(g\) bir hareketin ivmesi. \(g\) bir sebep değil bir sonuç. Ama bu hareketin kaynağı nedir bilmiyoruz ama kesin ve net olarak Newton'un absürd çekim gücü olmadığını biliyoruz.

Kütle mi ağırlık mı?

  1. \(F_{||} = mg\cdot \sin(\theta)\) yazdığımızda veya daha doğrusu \(F_{||} = m_g a_g\cdot \sin(\theta)\) yazdığımızda burada \(a\) yerel ivme \(g\) oluyor. \(m\) de kütle olarak etiketleniyor ama sanki ağırlık olması gerekiyor. Yani burada \(m\) de \(g\) ivmesinin yarattığı bir şey.

Fizik nasıl bir bilim dalıdır

  1. Fizik dediğimiz bilim dalı kendi içinde tutarlı bir birimler sistemidir
  2. Bu sistemin temel birimi \(F\)'dir yani "Force"tur, "Güç"tür, yani Fma'dır.
  3. Fizikte bu \(F\) aynı insan toplumunu tanımlayan ve onun işlemesini sağlayan para gibidir. Toplum para birimi etrafında döner çünkü para ayrı türden şeylerin değerini ölçmeye yarar. Bir araba ile arsayı birbirleri mukayese edemezsiniz. Fakat ikisinin değerini para olarak ifade ederseniz o zaman bir araba ile bir arsayı takas yapabilirsiniz.
  4. Güç de para gibi, fiziğin üniversal birimidir. Fizikte her şey güç birimi ile ifade edilebilir veya güç birimine çevrilebilir.
  5. Öyleyse fizikçilerin eğik düzlemde hareket problemini de güç okları ile çözmeye çalışmaları çok doğal karşılanmalıdır.
  6. Bu basit problemde fizikçiler \(F_N, F_{\perp}, F_{||}, F_{mg}\) oklarını çiziyorlar. Bu güçler veya oklar boş etiketlerdir çünkü fizikçiler bunları yazdıktan sonra siliyorlar ve problemden eliyorlar.
  7. Bir fizik probleminde veya türetmesinde sadece etiketleri eleyebilirsiniz, gerçek nicelikleri temsil eden terimler elenemez. Bu problemde sadece ivmeyi temsil eden \(a\) harfi bütün bu eleme işinden gerçek nicelik olarak son denklemde kalıyor.

Geometrik şekillerde resimsel öğeler kullanımı

  1. Galileo'yu da bu Scholium'da çizdiği üçgene yani bir geometrik şeklin üstüne \(H\) ve \(G\) ağırlıklarını resimsel öğeler olarak eklemesini eleştirmiştik ve bunun sebebini anlamaya çalışmıştık.
  2. Galileo eğik düzlemde hareket eden küre şeklinde bir cisim çizerken fizikçiler küp şeklinde bir cismi eğik düzleme koyuyorlar. Şekilde de bu küp bir kare olarak resmediliyor. Tabii bu bir resim, geometrik bir kare değil.
  3. Aslında bu problemde cismi bir kare olarak göstermemize gerek yok. Bu cismin ağırlık merkezini bir nokta olarak eğik düzlemi temsil eden üçgenin hipotenüsü üzerine yerleştirebiliriz. Bütün güç okları bu noktadan çıkabilir.
  4. Yani bu problemde eğik düzlemden kayan cismi "nokta kütle" olarak gösterebiliriz. Fizikte çok kullanılan bu nokta kütle kavramı zaten kütle hem var hem yok demektir. Duruma göre, fizikçinin isteğine göre kütle vardır veya yoktur. Kütle belirir ve kaybolur tekrar belirir falan, duruma göre.
  5. Bu problemde ise zaten duruma göre belirip kaybolan nokta kütleyi denklemlere yazıp var ediyoruz ondan sonra eleyerek onu hayalet kütle statüsüne indirgiyoruz. Çünkü fizikte elenen terimler hiçbir zaman tam olarak elenmezler hayalet terimler olarak yaşamaya devam ederler.
  6. Burada karşımıza derin felsefi sorular çıkıyor. \(m\) elendikten sonra ne oluyor? \(m\) elenince, eğer Temel mantığı kullanmıyorsak, geriye üstünde hiçbir cisim olmayan geometrik bir üçgen kalmalıdır. Çünkü \(m\)'yi elemek demek kendisi bir kütleden başka bir şey olmayan cismi problemden atmak demektir. Ama fizik Temel mantığı ile işlediği için demagoji ve kaypaklık tavan yapıyor ve elenen terimler hayalet terimler olarak yaşamaya devam ediyorlar.
  7. \(m\)'yi siliyoruz ama cisim resimde duruyor. O zaman kütlesiz bir cisim geriye kalmış oluyor.
  8. Fizikte kütlesiz cisimler kavramı da vardır, yani fizik kütlesiz kütle diye bir şeyi resmi olarak kabul eder. Fizikte çelişki yoktur, otorite vardır. Fizikte eğer kitabına uygunsa ve Newton'un otoritesine karşı gelmiyorsa her türlü saçmalığı yazabilirsiniz.
  9. \(m\) yoksa \(mg\) de yoktur ve dolayısıyla \(F\) de yoktur ama fizikte elenen harfler gerçekten elenmez onlar görünmez hayalet terimler olarak var olmaya devam ederler. Görünmez derken sadece fizikçilere görünürler, elenen terimlerin gerçekten elenmesi gerektiğini sanan bizim gibi salak sivillere görünmezler.

Newtonculuk tarikatı olarak fizik

  1. Eğer basit bir eğik düzlem problemini Newtoncu ideolojik etiketler yazıp silerek çözmeye çalışıyorsanız buna okulculuk veya akademik tarikatçılık denir
  2. Galileo'dan önce Orta Çağlar boyunca Avrupa okulculuğunun şeyhi Aristo idi. Okulcu doktorların işi Aristo'nun otoritesini parlatacak ve pekiştirecek eserler kaleme almaktı. Tek işleri Aristo külliyatına yorum yazmaktı.
  3. Galileo gibi Aristo'yu bilimsel olarak eleştirenlerin akademik hiyerarşide kariyer yapmaları zorlaşırdı.
  4. Bu arada, Avrupa'da kitap bilgisi ve eğitim üzerinde açık ve kesin bir tekeli olan katolik kilisesi de Aristo'yu kendi din teorisine entegre etmişti. Yani Aristo'ya aykırı bir şeyler söylemek kilise'ye karşı durmak ve dini eleştirmek demekti bu da kötü sonuçlar veriyordu.
  5. 17. yüzyılda Newton bu durumu değiştirdi ve Avrupa okulculuğunda Aristo'ya karşı bir darbe yaptı ve Aristo'yu devirip kendisini Avrupa okulculuğunun yeni şeyhi olarak tanımladı.
  6. Bunun üzerine, Avrupa okulculuğunda peripatetikler olarak bilinen Aristocu doktorlar, profesyonel isimlerini değiştirerek kendilerine "doğa filozofu" dediler ve Newton'un otoritesini kabul ettiler.
  7. Avrupa okulculuğu Newton'un Aristo'yu devirmesi ile sona ermedi. Okulculuk isim değiştirip Newtonuculuk tarikatı olarak günümüze kadar geldi. Bugün de Newtoncu akademik fizik olarak var olmaya devam ediyor.
  8. Avrupa okulculuğunda bu Newtoncu darbe daha sonra Newtoncu tarihçiler tarafından Newton'un önderliğinde gerçekleştirilmiş bir "bilimsel devrim" olarak tanımlanmıştır.
  9. Daha sonra elektrik biliminin gelişmesi ve endüstrileşmesi sonucu bu konuda uzman olan "doğal filozoflar" bu sefer kendilerine "fizikçi" demeye başladılar ve daha profesyonel bir meslek oluşturdular.
  10. Kendilerine ne derlerse desinler fizikçiler okulcu doktorlardır bunu zaten profesyonel titrlerinden anlıyoruz, hepsinin isminin sonunda Phd. titri vardır, yani Felsefe Doktoru.
  11. Aristocu okulcu doktorlar nasıl sadece Aristo'nun otoritesini parlatan yorumlar yazarak kariyer yapıyorlardıysa Newton'dan sonra gelen okulcu doktorlar da Newton'un tanrılaştırılmasına hiç durmadan katkı vermeye devam etmektedirler.
  12. Fizikçiler ancak kariyerlerinin en sonlarına doğru emeritus profesör olduklarında belki Newton'a hafif de olsa eleştiri yapabilirler.
  13. Yani Avrupa'da üniversitelerin ilk kurulmasından beri var olan akademik okulculuk günümüzde fizik okulculuğu ile devam etmektedir.

Geometrik şekillerde resimsel öğeler kullanma geleneği

  1. Galileo üçgenin üzerine ağırlıklar \(H\) ve \(G\)'yi resim olarak çiziyor.
  2. Bu Öklid'de hiç göremeyeceğimiz bir şey.
  3. \(H\) ve \(G\) resimsel öğeler oldukları için de gerçek nicelikler değiller yani bu ağırlıklarla hesap yapılamaz çünkü ağırlık olarak çiziyoruz ama onlara bir nicelik vermiyoruz.
  4. Fakat Galileo'nun bulduğu sonuç doğru sonuç. Bu nasıl oluyor bilmiyorum.
  5. Fizik analizinde de, fizikçiler eğik düzlem üzerine bir cismi temsil etmek için bir kare koyuyorlar. Bu da bir resim, nicelik değil.
  6. Fizikçilerin okları aslında matematiksel şeyler ama onlar da dekoratif resimsel öğeler olarak duruyor çünkü hepsi eleniyor. Fizikçilerin çizdiği güç okları eğik düzlemde hareket olayına bir katkıda bulunmuyorlar.
  7. Bu oklar sadece "güç" denen görünmez şeyleri görünür yapıyorlar.

Created: 2026-03-28 Sat 10:58