Eylemsizlik (Inertia)
- Süredurum da deniyor.
- Eylemsizlik ve süredurum arasında anlam farkı olmalı
Galileo'dan Newton'a eylemsizlik
- Aslında Galileo'dan Descartes'a oradan Newton'a geçmiş çünkü Newton eylemsizlik kavramını Descartes'tan almış. Daha doğrusu Descartes'tan çalmış çünkü Descartes'ın 1. Yasası, kelime kelime Newton'un 1. yasası olmuş.
- Fakat bu eylemsizlik kavramının köklerinin Galileo'da olduğu söylenir.
- İki Yeni Bilim kitabında 3. günde Galileo "Doğal ivmeli hareket" dediği bugün bizim serbest düşüş dediğimiz hareketi inceler. Teorem 2, Sonuç 2'den sonra gelen Scholium'da Galileo serbest düşüş için bulduğu kuralların eğik düzlemlerde de geçerli olduğunu söyler.
- Bu bağlamda Galileo dikeyde serbest düşüşten başlayıp eğimleri giderek azalan eğik düzlemlerde hareketin nasıl olduğunu inceler.
- Galileo şöyle bir mantık yürütür: Dikeyde düşen cismin "itici gücü" (impeto) en fazladır. Eğim azaldıkça itici güç de azalır, en sonunda yatay düzlemde itici güç sıfır olur. Bu ideal yatay düzlemde cisim harekete ve hareketsizliğe kayıtsızdır, hiçbir yöne gitmeye eğilimi yoktur ve hareket ettirilmeye direnç göstermez. Eylemsiz hareketin buradan çıktığı söylenir.
- Fakat yatay düzlem için kullanılan bu mantık yürütme sorunludur: İki seçenek var. Ya dış etkenler (yani deneyi yapan kişi) cismi hareketsiz olarak yatay düzlemin üzerine bırakır, bu durumda cisim hareket etmez (*).
- Ya da, cisim yatay düzlemde hareketsiz dururken hareket ettirilir yani ona bir ivme verilir. Bu durumda, cisim hareket ettirildiği, yani ivme kazandığı için artık hızlanarak gitmek zorundadır çünkü tanım olarak bu yatay düzlem sürtünmesizdir.
- Cisim aynı hızda gidemez çünkü hareketsizlikten hareket haline geçiyor ve hız almasını ve hızlanmasını durduracak bir engel yok. Newtoncu eylemsizlik tanımının saçmalığı da buradadır.
- Tekrar edelim: Cisim sıfır hız ve sıfır ivme ile yatay düzlemde duruyor. Bu cisme dokunarak hareket ettiriyoruz. Yani cismin ivmesi sıfırken, birim zamanda birim ivme değeri kazanıyor.
- Hem cisim (ideal bir küre olduğunu farzediyoruz) hem de ideal ve sürtünmesiz olan yüzey, cismin hızlanmasını önleyemez. Sürtenme olmadığını varsayıyoruz.
- Bu sebepten bu ideal şartlar altında cisim bir kere ivme kazanıp harekete geçti mi, bu ideal (doğa üstü) varsayımlar altında, hızlanarak yoluna devam edecektir.
- Yani bu dünyada var olmayan sürtünmesiz bir ortam varsayarak sadece devamlı olarak kendi kendine hızını arttırarak yol almaya devam edecek olan bir cisim saçmalığı sonucuna varmış olduk. Saçmalıktan başlarsan saçma sonuçlar bulursun.
- İdealize edilmiş, doğaüstü varsayımlardan başlayarak ancak devamlı ve sonsuz hızlanan bir cismin hareketine vardık ve buna da Newton gibiler eylemsiz hareket demişler ve bu saçmalığı bize büyük bir buluşmuş gibi yutturmuşlar.
- Fakat kendi kendine sonsuzluğa kadar hızlanan bir cisim olamayacığını bildiği için de Newton cismin sürtünmesiz ortamda hızlanmadan aynı hızda düz bir çizgi üzerinde gideceğini söylemiş. Bir saçmalığı daha büyük başka bir saçmalıkla örtmeye çalışmış.
- Uzayda düz çizgi yoktur. Cisimler ortam sürtünmesiz olsa bile (uzayda olduğu gibi) devamlı hızlanamazlar onun için sürtünmesiz ortamda hareket dairesel harekete dönüşerek bir çeşit sürtünme yaratır.
- Yani eylemsiz hareket dairesel harekettir.
- (*) Pratikte, ideal yatay düzleme konan cismin hareketsiz duracağı da gerçekçi değildir. Doğada, yani bu dünyüda, hareketsizlik yoktur. Sürtünme olmasa bile, titreşim vardır ve yatay düzleme konan ve yatay düzleme tek bir matematiksel noktada değen bir cisim, tepe noktası üzerinde duran bir piramit gibi, dengede, yani hareketsiz, duramayacaktır.